Maça Gidelim Mi?

26 Aralık 2016

59 görüntülenme

Bir erkek çocuğu için tuttuğu takımın maçına gitmek ne kadar önemli olabilir ki? Eğer futbola meraklı iseniz çok önemli ve özel bir andır. Bunu bildiğim için bazen oğlumu da maça götürebilmek, onunla futbol dolu bir gün geçirmeye heves etmiyor değildim. Hatta bunu daha önce de bir kaç defa yapmıştık. Çocuğunuzun gözünde mutluluğun yansımasını izlemek, sevdiği futbol yıldızlarını ve televizyondan gördüğü stada hayran hayran bakmasını seyretmek gerçekten size de mutluluk veriyor.

Daha önceki yıllarda da stadyumda bir kaç defa beraber maç izleyen bir baba-oğul olarak; yaklaşık 1 yıldır hiç yapamadığımız maç seyretme organizasyonunu geçen haftalarda Galatasaray-Gaziantepspor maçını seyrederek gerçekleştirdik. Tabii ki yaşının büyümesi, daha çok taraftar gözüyle izlemesi, yorumlar yapması bilinçli bir taraftar yetiştirmeye çalışan beni oldukça mutlu etti.

Galatasaray kulübünün çocuk tribünü uygulamasını duymuştum. Türkiye’de bir ilk olarak çocukların yanlarında birer yetişkin ile stadyumun ayrı bir yerinde maç seyretmeleri; yetişkin taraftarların gürültüsü ve taşkınlıklarına maruz kalmasını engellemekle beraber, kulüp mağazalarının satışlarını arttırmak için de başarılı bir pazarlama çalışması haline gelmişti.

Stadın Doğu tribününde köşe noktasına yakın bir alan çocuklar için ayrılmış, sahaya yakın olması nedeni ile de futbolcuları çok yakından görmelerini sağlayan bir yapıdaydı. Hatta köşe atışı kullanmaya gelen futbolcular, çocuk taraftarların kendilerine seslenmesini bile duyup dönüp selam verebilecek duruma geliyordu.

Stadın mevcut lokasyonu ve otopark sorunu nedeni ile aracımızı bıraktıktan sonra uzun bir yürüme mesafesi ve sonrasında üç farklı noktada polis kontrolünü geçerek stada girdik. Çocuk tribünü için ayrı yapılan giriş turnikelerinden geçer geçmez hemen kendimizi tribünde bulabildik. Kulübümüz, çocuk tribünü için hediye olarak  bayrağımızı da vererek maça hazır olmamızı artık sağlamış oldu. Bundan sonrası artık taraftar olarak takımımızı destekleyerek bize düşüyordu.

Bir gün öncesinde Beşiktaş Vodafone Arena Stadı’nın yanında patlayan bomba nedeni ile güvenlik kaygısı taraftarın stada gelmesine de olumsuz etki etmişti. Kale arkası tribünler haricinde stat doluluk oranı yarı yarıya gözüküyordu. Daha önceki maç deneyimlerimizde kale arkası tribünleri kullanan baba-oğul ikilisi olarak çocuk tribünü, yeri nedeni ile oldukça hoşumuza gitmişti. Maçın başlamasına yakın çocuk tribünü cıvıl cıvıl çocuk sesleri ile tamamen dolmuştu. Maçın ilk yarısında tribündeki çocukların maça tam adapte olamamasının sebebi Galatasaray’ın uzak kaleye hücum yönünde olmasıydı. Birçok çocuk tribünde gezinmeye, maçla ilgilenmeyerek etrafına yaramazlık saçmaya başlamıştı. 1.golle biraz dikkatleri toplanan çocuklar, 2. yarı Galatasaray’ın önümüzdeki kaleye hücüma başlaması ile birlikte taraftar kimliklerini bulmuştu. Birçoğu tribündeki yerini bırakarak saha kenarına kadar inmiş, tezahüratlarla takımını destekliyordu.

Özellikle korner atışlarında  Sneijder ve Podolski gibi yıldızları yakından görmeleri, onlara seslenerek dikkatlerini çekmeye çalışmaları seyretmeye değerdi. Sneijder bile kayıtsız kalamadı, köşe atışı kullanırken çocuklara el sallayarak sevinç çığlıklarının yükselmesine sebep oldu. Galatasaray’ın iki golünü de yakın kalede gören çocuklar artık Ultraslan’ın tezahuratlarına eşlik etmeye başlamışlardı. Maçın sonlarına doğru çocukların yaşca büyük olan bir kısmı yan taraftaki VIP tribüne geçip futbolcuları daha yakından görme çabalarına girişmişlerdi.

Maçın Galatasaray’ın galibiyeti ile sona ermesi, bu güzel günü yaşayan çocukların keyifle eve gitmesini de sağlayarak hafızalarında mutlu bir anı olarak yerleşmesini de sağladı. Umarım daha fazla çocuk bu keyfi stadyumda yaşamanın tadına ulaşabilir.

Yorum Yaz

Aşağıdaki formu doldurarak yorum bırakabilirsin. Kişisel bilgilerin başkalarıyla paylaşılmaz.

Yorumun gönderiliyor. Sayfayı kapatmamalısın.
Captcha

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunmamaktadır