İki Seri Arasındaki Adam: James R. Jordan

4 Şubat 2017

33 görüntülenme

Kuzey Carolina'nın Wallace Kasabasında 1936 yılının bir yaz gecesi dünyaya geldi James Jordan. Hayata gözlerini açtığı 31 Temmuz gecesinden tam tamına 20 yıl sonra, bir basketbol maçından çıkarken hayatının kalanını adayacağı aşkıyla karşılaştı.

Okurken yazarın bu yazıya özel hazırladığı çalma listesini  dinleyebilirsiniz 
https://open.spotify.com/user/mokapota/playlist/325e9Z5Q7KJvgvia5ez0xH

Deloris, henüz 15 yaşında bir genç kızdı. Konuştular, sohbet ettiler, aralarındaki 5 yaş fark o yaşlar için bir pürüz gibi dursa da o yıllarda çok alışılmadık bir şey değildi. Fakat bütün bunlardan daha önemli başka bir şey vardı. Raymond ertesi gün hava kuvvetlerine katılmak için kentten ayrılıyordu ve bu içinde bulunduğu durumu daha da melankolik bir hale getirmişti. Elini tuttu Delorisin. "Deloris" dedi. "Bir gün geleceğim mutlaka. Seninle evlenmek için geleceğim, seninle hayatı kurmak için geleceğim". Deloris boynunu büktü, beklemek ne fayda sağlayabilirdi ki. Hem de bir kaç hafta sonra Alabama'ya gidecek olması, Tuskegee Enstitusude devam edeceği okul hayatı, onun sevgi dolu saf yüreğine çöken karanlığı daha da karartıyordı. Alnından öptü Raymond. "Bekle beni" dedi, "ne olur bekle". Deloris kaldırdı başını, Raymond'un gözerinin içine baktı. O çaresizlikten çırpınan gözleri içine çekti, bir daha baktı, "asıl sen değil, ben gidiyorum" diyemedi Deloris. Başını Raymond'un göğsüne yasladı, içi ağladı, damarlarına aktı gözyaşı. Sustu. Sonra; sonra bir daha sustu. Aldığı nefesi sıkıca doldurdu içine, sessiz ve titrek bir "peki" diyebildi sadece. "Peki".

Ertesi gün Raymond hava kuvvetlerine katıldı, birkaç hafta sonra da Deloris Alabama'ya gitti. Deloris'in aklında hep o gece vardı, Raymond'ın gözlerindeki çaresizlik gitmiyordu bir türlü gözünün önünden, o genç yaşı kaldıramadı bu yükü. Hem aşk acısı hem de evden uzak olma durumu, yalnızlık, çaresizlik onu daha da sıkıştırdı köşeye. Bir de "peki" demişti ayrılırken Raymond'a.

Bir sabah çaldı evinin kapısını, "Anne, ben yapamıyorum sizden uzakta, geldim..." dedi. Raymond'a verdiği sözü tutmak için evine dönmüştü Deloris. Daha umutluydu artık, daha huzurluydu. Mektuplarla göz yaşlarını, umutlarını, sevgilerini, mutluluklarını taşıdılar birbirlerine. Çok geçmeden Raymond'da tuttu sözünü. Görevi biter bitmez soluğu Deloris'in yanıJames Jordannda aldı. "Evlen Benimle" dedi. "Sensizlik yokluğun öbür adı, evlen benimle". Deloris baktı Raymonda, titrek ve ürkek, telaşlı ama sakin. İçindeki çığlıkla, sessizce cevap verdi "Peki"….

Çok geçmeden Raymond General Electric'te forklift operatörü olarak iş buldu. Evlendiler. Raymond çok çalıştı. Gecesi gündüzüne karıştı, daha fazlası olabilmek için. Evine gelecekteki çocuklarına daha fazla imkan sağlayabilmek için. Sonunda supervizör görevine atandı. Çok geçmedi basamakları yavaş yavaş tırmanmaya da başladı. 1963 yılında iki büyük çocuğu Wallace'da babaannelerine emanet edip üçüncü çocukları Larry ile NewYork'a daha doğrusu Brooklyn'e taşındılar. Raymond burada Hidrolik mekanik uzmanlığı eğitimi aldı. Sonra Uçak hidrolikleri üzerine uzmanlığını geliştirdi. Hayat Raymond tarafında umutlarının gölgesinde akarken Deloris de yerel bir bankada iş buldu. Sonra 4. Çocukları Michael dünyaya geldi. Raymond'da hep bir endişe hakimdi, Brooklyn'in o dönemki halinin çocukları büyütmek için iyi bir ortam olmaması, uyuşturucu ticareti ve gangsterlerin sokaklarda kol gezmesi onu endişelendiriyordu. Eğitimini tamamlar tamamlamaz, "Dönelim Sevgilim" dedi, "Alışık olduğumuz güvenli yerlere, çocuklarımızın yanına dönelim. Bak Michael daha yeni ayaklandı, ilk adımlarını bu dünyada atmasını istemiyorum."

18 aylık NewYork macerasını sonlandırıp arkalarına bakmadan Kuzey Carolina'ya döndüler . Wilmington'a yerleştiler. Raymond bütün bu yaşananlar arasında belkide hayatına kattığı nadir kişisel zevki olan basketbolu ve beyzbol'u hiç bırakmadı. Michael'ın da bu sporları sevmesi ve iyi bir atlet olması için çok emek sarfetti. İlk başta Michael'ı beyzbola yönlendirdi. Sonuçta basketbol'u seçse de beyzbol Michael'ın hep içinde babasından kalan bir alışkanlık gibi yaşadı. Beyzbolu hep yakın takip etti ve sevdi. Raymond'un ansızın ölümü sonrasında belki de babasının bir isteği yerine getir mek için Peşpeşe 3 şampiyonlukla süslü kariyerini bırakıp bu nednele Beyzbol oynadı. Babası için..

James Jordan Daniel-Andre-Green
Daniel Andre Green

Aynı doğumunda olduğu gibi yine bir yaz akşamıydı. Sekiz gün sonra 57. yaş günün kutlayacaktı. "Hayat ne kadar tuhaf" diye geçirdi içinden, az önce katıldığı arkadaşının cenaze töreni gözlerinin önündeydi. Hüzünlendi biraz hafiften gözleri doldu, hayatın yorgunluğu çöktü omzuna. Fizik kurallarını altüst eden, basketbol tarihini yeniden yazan bir çocuğa sahipti artık. Peşpeşe 3 NBA şampiyonluğu inanılır gibi değildi. Hayattaki biricik sevgilisini bir basketbol maçı sonrasında tanımıştı, şimdi Deloris'ten olan çocuğu basketbolu yönlendiriyordu. Herkes oğlunu bir basketbol ilahı olarak tanımlıyor, önünde saygıyla eğiliyordu. Michael şampiyonluklar sonrasında iki şampiyonluk yüzüğünü ona hediye etmişti. Eline baktı, oğlunu geçirdi aklından. Yorulduğunu hissetti. Daha bir kaç hafta önce Michael'ın aldığı Kırmızı Lexus SC400 model aracını 74. otoyolda kenara çekti. Biraz kestireyim dedi. Camı da hafif araladı içeriye hava girsin diye.
Daniel Andre Green ve Larry Martin Demery iki kural tanımaz arkadaştı. Az önce bir otelin yakınında bir turisti soymaya kalkışmışlar ama adam ellerinden kaçmayı başarmıştı. Aralarında konuşuyurlar, itişiyorlar suçu birbirlerine atıyorlardı. O sırada UNC0023 plakalı kırmızı Lexus'u gördüler. İçinde orta yaşı biraz geçmiş bir adam uyuyordu.Birbirlerine baktılar, az önce kaçırdıkları avı telafi etmek için güzel bir şans çıkmıştı karşılarına. Hızlıca plan yaptılar. Adamı uyandırmadan kapıyı açıp, adamı bastıracaklardı. Ellerini kollarını bağlayıp üstünde ne var ne yok alıp sonra da oto yol kenarına bırakacaklardı. Anlaştılar. Sessizce yanaştılar arabaya. Tam kapıyı açarken Raymond uyandı. Green birden panikledi, hiç düşünmeden ateşledi silahını. Kurşun Raymond'ın tam göğsüne saplandı. Demery "Ne yaptın man kafa, Allahın Belası" diye küfretti. Silah sesi duyulmuştu etraftan, hızlıca Raymond'u arka koltuğa aldılar. Raymond "siz de kimsiniz, bana ne yapıyorsunuz" diyordu sürekli. Demery direksiyona geçti, Green ise Raymond'un yanına. Aracı hemen otoyoldan çıkartıp ıssız bir yola soktular.

James Jordan Larry Martin Demery
Larry Martin Demery

Green ve Demery, Raymond ölene kadar beklediler, bir şey yapmadan öylece seyrettiler. Sonra Green Raymond'un üstünü aramaya başladı. Bir yandan Raymond'un üstünü arıyor, bir yandan arabadaki eşyaları kontrol ediyordu. Elini yaşlı adamın ceketinin cebine soktu. Cüzdanını çıkarttı. içindeki paraları aldı. Gözü ehliyete takıldı. Dondu. Birden "Hassiktir bittik biz" dedi. "Sanırım Jordan'ın babasını vurdum". İyice paniklediler. Cesedi oylece bırakamazlardı artık. Adamın telefonundan kendi arkadaşlarını aradılar, akıl danıştılar sonuçta verdikleri ortak karar Raymond'u atık artıma tesisinin tankına atmak oldu. Tesisin oraya gittiler, Demery kapıya yüklendi ama tesisin bütün kapıları kilitliydi. Arabayla biraz daha dolaştılar ve sonunda Güney Carolina'da bir bataklığa bıraktılar Raymond'un cesedini. Arabada ne var ne yok aldılar. Oğlunun iki şampiyonluk sonrası Raymond'a verdiği iki şampiyonluk yüzüğü de dahil. Raymond'un Cesedi ise 3 Ağustos tarihinde tanınmayacak bir halde bulundu. Ancak 13 Ağustos günü o olduğu anlaşıldı.

Green ve Demery olay günü Raymondun telefonundan yaptıkları aramalar saysinde kolayca bulundu. Yakalandıktan sonra ve duruşmalarda Green hiç ifade vermedi. Bütün bu yaşananlar Demery'nin ifadelerinden öğrenilenler. Bir çok kişi halen asıl tetiği çeken kişinin Demery olduğunu ama Green ifade vermediği için suçun Green'e yıkıldığına inanıyor. Mahkeme sonrasında Green ömür boyu hapis cezası alırken Demery ise 40 yıl ile cezalandırıldı.

R.I.P Mr James R. Jordan.

"Babam hep şunu söylerdi, yapmak istediğin şeyi yapmak için hiçbir zaman geç değildir, zaten denemeden neleri başarabileceğini bilemezsin" - Michael Jordan

Omer Demir
http://twitter.com/demiromer

Not: Bu yazı ilk olarak Mokapota.com sitesinde 15.08.2015 tarihinde yayınlanmıştır. 

 

Yorum Yaz

Aşağıdaki formu doldurarak yorum bırakabilirsin. Kişisel bilgilerin başkalarıyla paylaşılmaz.

Yorumun gönderiliyor. Sayfayı kapatmamalısın.
Captcha

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunmamaktadır