Mokapot mu? Ne Yani, Su Alta mı Konuyor?

22 Kasım 2016

83 görüntülenme

Mokapot ile kahve hazırlarken su alta mı konuyor? Evvet! Çünkü temelinde fizik var dostum. Altta ısınan su düdüklü tencere etkisiyle basınç yaratıyor. Çıkabileceği tek delik ise kahvenin içinden süzülerek geçtiği filtre. Oradan salına salına, damla damla geçerken kahvenin ruhunu emiyor resmen. O fokurtu sesi var ya, hah işte ondan sonrası  tam bir lezzet şöleni.

Okurken yazarın bu yazıya özel hazırladığı çalma listesini  dinleyebilirsiniz  https://play.spotify.com/user/mokapota/playlist/1KXPoDqekt4ZzVOJkBjWfK  

Şimdi bu Arçelik'in TELVE'si Arzum'un OKKASI var ya işte onlar espresso makinasına denk. Bildiğin cezve bizim için neyse, bu yaban ellerin kahvecileri için de mokapot o. Yani espresso makinasının ocak üstü hali. Ancak espressodan 32 yıl sonra icat olunmuş ve pratikliği nedeniyle özellikle ikinci dünya savaşı sırasında oldukça fazla kullanılmış. Hatta Amerikan askerleri bu kahveyi sert bulup üstüne sıcak su ekleyerek içtikleri için, sen kahveni sipariş ederken "ben bir tall americano alacağım dostum" cümlesini kuruyorsun starbucks'ta sıra sana geldiğinde.

 Mokapot bialetti

Mokapot - Moka Express

Mokapot'u 1933'de Luigi di Ponti bulmuş. Alfonso Bialetti ismindeki alüminyum uzmanı arkadaş ise onu bugün kullanılagelen formuna sokup paranın dibine vurmuş. Bir de adını dönemin express trenlerinden esinlenerek(!) Moka Express koymuş. (amanıııın eXpresso(!) diyorlar ya, yoksa...). Bialetti parayı bulunca bir de bunun süt ile de karıştırılabilir modelini yapmış. Brikka adını verdiği bu model sütsüz yaparsanız espressoyu daha kremalı yaparken süt karıştırdığınızda lattemsi bir şey yapmış oluyorsunuz.   İsminin geldiği köken ise iki alternatifli. Kahve 1400 lerde ilk olarak Ethiyopyada Oromo kabilesi tarafından keşfediliyor. Bu arkadaşlar "ulen biz bişey bulduk yeminle uykuyu haram ediyor" diyorlar. Bunu duyan Yemendeki tüccar arkadaşlar "vurduk olm paranın dibine" deyip kahveyi Etyopyadan getirip dünyaya ihraç etmeye başlıyorlar. Osmanlı'nın o zamanlar bir ucu o taraflarda olduğu için de ilk defa Sultan Süleyman döneminde 1551 yılında Osmanlıya, ordan da bütün islam devletlerine yayılıyor. Sonra tabi Viyana kuşatması filan derken Italyan arkadaşlar kahveyi tanıyıp Türk kahvesi yapmayı beceremeyince espresso yapıveriyorlar.   Diyeceğim o ki, işte bu Yemenli gözü açık tüccarların kahveyi ihraç ettiği Limanın adı Al-Mukha. Evet tahmin doğru, Moka adı bu limandan geliyor, pot ise bildiğin demlik arkadaşım bu kadar deşmeye gerek yok.

 Mokapot Brikka

Brikka

Bir diğer rivayet de der ki Moka aslında İtalyanca da inek anlamına gelen "mucca" dan geliyor. Kahveye süt katmadan içemeyen arkadaşların buna inanma olasılığı yüksek olsa da ben çok ihtimal vermiyorum.  

"Ha onu dicem abiler" (bkz Cem Karaca-Safinaz),  Mokapot'ta kahvenizi demlerken dikkat etmeniz gereken bi kaç lezzet önerisi vermekti aslında bu yazının bir yan konusu. Öncelikle ne olur kahvenizi kendiniz öğütün. Yapabiliyorsanız da kendiniz kavurun (bu konuyu bir başka yazıda anlatırım. edit: demiştim anlattım Evde Kahve Kavurma (Home Roasting) ). Ya da günlük kahve kavuran bir 3. nesil kahveciden 7-8 gün önce kavrulmuş kahve çekirdeklerinden alın.  Öğütme büyüklüğüne gelince; 1 en küçük, 20 en büyük öğütme derecesi olsun. 1 Türk Kahvesi, 2-3 Espresso, 8-9 filtre kahve, 14-16 ise ideal French press öğütme büyüklükleridir. Moka pot için benim önerim 4-5 aralığını kullanmanız. Böylece espresso makinasına göre birazcık daha büyük filtre deliklerine sahip olan mokapot, bütün kahve atığını filtreleyebilir.  Bir de içeceğiniz kahve çok önemli. Çünkü, gidip çifte kavrulmuş (dark roasted) bir çekirdekle mokapot'ta kahve yaparsanız "bu ney yaaa içilir mi bu, kahve değil zehir mübarek" cümlesini kurasınız (yani en azından  büyük bir çoğunluğunuz). Benim tavsiyem az kavrulmuş kahve çekirdeklerini kullanın, bunlar arasında kolay bulabileceğiniz Starbuck'ın blonde roast serisindeki kahveler ki şu an Türkiye'de sadece Veranda var. Hani şu Latin Amerikalı küçük kahve yetiştiricilerinin tarlalarının dibindeki evlerinin verandasında içtikleri kahve:).. Tabi yeni yeni oluşan bazı butik kahve satış noktaları (3. nesik kahveciler) ve siteleri isteğinize göre kahve kavurabiliyor, onlardan sipariş ederken düşük kavurma derecesini isteyebilirsiniz. Neden blonde roast? Çünkü mokapot'ta kahvenin içinden geçen suyun daha doğrusu buharın sıcaklığı 115 derece civarında ve bu sıcaklık içinden geçtiği kahveyi yakıyor arkadaş. Öyle bir yakıyor ki, resmen kahvenin kavrulma derecesi artıyor. Bu nedenledir ki, aromayı damağınızda daha iyi hissedebilmeniz için blonde roast çekirdekler size  en iyi lezzeti sağlarlar. Bu arada yumuşak kahve seviyorsanız  Amerikan askerleri gibi yapıp fincana koyduktan sonra üstüne biraz sıcak su ekleyebilirsiniz. Veya biraz süt :). Ne yaparsanız yapın ne olur şeker atmayın. Yok yahu sevgili Karatay kızacağından değil, kahvenin aromasını da mahvediyor o şeker. Son iki tavsiyem ise, kahveyi filtreye koyduktan sonra tamperlemeyin, yani sıkıştırmayın ve kısık ateşte yavaş yavaş demleyin ki kavenin ruhu sizi kutsasın.

220px-Manual_Elektra_espresso_machine

Başta söylediğim gibi kahvenizi mokapot'ta bu önerilerime dikkat ederek hazırlarsanız damağınızda lezzet festivali yaşanır:). Bu festivali 1800'lerde kahve için söylenen bir söz tam olarak tarif ediyor. Söyleyen de Napolyon'un diplomatlarından bir muhterem.   "Şeytan kadar kara, cehennem kadar sıcak, melek kadar saf, aşk kadar tatlı"
Charles Maurice de Talleyrand.          

Omer Demir
http://twitter.com/demiromer

 

Not: Bu yazı ilk olarak Mokapota.com sitesinde 24.07.2015 tarihinde yayınlanmıştır. 

Yorum Yaz

Aşağıdaki formu doldurarak yorum bırakabilirsin. Kişisel bilgilerin başkalarıyla paylaşılmaz.

Yorumun gönderiliyor. Sayfayı kapatmamalısın.
Captcha

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunmamaktadır