Burası tarih kokuyor: Beşiktaş JK Müzesi

24 Temmuz 2017

189 görüntülenme

Düşünsenize yıllar önce biri çıkıp bana, “Evlat bugün babadan sana miras kalan, renklerine âşık olduğun takımın 114 yıllık mazisini yakından görme şerefine nail olacaksın,” dese, “Yok artık!” derdim.

Beşiktaş Vodafone Park’ın hemen altında bulunan bu tarihi müzeyi görmeyen futbol severler çok şey kaçırır, mutlaka görülmesi gereken bir müze. Ayrıca çocuklarınızı da götürmenizi nacizane tavsiye ederim.

Daha müzenin kapısından girerken sizi güler yüzle karşılıyorlar, müzenin içinde ise gerçekten yüz yıllık bir hava var, her şey eski. Özellikle görmenizi istediğim çok özel bir yer var, efsane başkanımız Sn. Süleyman Seba’nın çalışma odası. Ne kadar da sade, hayatını Beşiktaş Kulübü’ne adamış “futbola” “fitbol” dediği zaman bile sevimli gelen Türk futbol tarihinde taraflı tarafsız herkesin taktir ve sevgisini kazanmış büyük başkan ruhun şad olsun.

Beşiktaş JK Müzesi’nde futbol dışında kulübün diğer branşlarındaki başarılar, kulübün efsane oyuncularının posterleri, formalar, ilk kramponlar; hatta İnönü Stadı’ndaki ilk maçta kullanılan top bile ziyaretçilerin beğenisine sunulmakta. Ayrıca günümüzden de unutulmaz anlara yer verilmiş, örneğin tescillenmiş olan desibel rekorunu tekrar yaşamak isteyenler için özel bir oda yapılmış. Odada birkaç dakika kalmanız o unutulmaz anları tekrar yaşamanıza yetiyor, tüylerim diken diken oldu; mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Yavru kartallar da unutulmadı

Kulüp çocuklu aileleri de düşünmüş, aile büyükleri müzeyi gezerken çocukların da sıkılmaması için içeride oyun alanları yapmış.

Tavanların yüksek olması da oksijen açısından müzeyi elverişli hale getirmiş, gezerken yorulmuyorsunuz. Yalnız şimdiden uyarayım giderken fotoğraflarınızı çekecek bir arkadaşınızla müze ziyaretini planlayın. Hatta Powerbank ile gidin çünkü 1 saatte nerdeyse %70 pil harcadım.

Müze gençliğinize döndürecek

Müzede en çok dikkatimi çeken, hafızamda yer edinmiş olan Ses dergisinin 1985-1986 senesinde yayınlamış olduğu Beşiktaş’ın efsane kadrosunun yer aldığı o poster. O dönemlerde çerçeveletip evine asan şanslı jenerasyondanım ben de. Posteri görür görmez o günün heyecanını tekrar içimde yaşadım, düşünsenize 10-11 yaşındasınız ve sizi o dönemde en çok mutlu eden çubuklu bir Beşiktaş forması ile bir çift spor ayakkabı. O zamanlarda maddi durumu elverişli olmayan aileler için forma almak lükstü, babam bana karne hediyesi olarak forma alacağının sözünü vermişti, hiç unutmuyorum karneyi almamdan bir hafta önce heyecanı başlamıştı. Mahalledeki tüm arkadaşlarıma anlatırken koltuklarım kabarmıştı.

Nerede şimdiki gibi mağazalar, internet mağazaları vs. O zamanlar formalar çok değerliydi, sanki sadece futbolcular için üretilmişti, yok satıyordu, karaborsada bile bulamazdınız -babamın deyimiyle- kapanın elinde kalıyordu. İstiklal Caddesi’nde tek bir spor mağazası vardı, spor mağazasından çok tuhafiyeci dersek yadırganmaz, formaları sipariş üzerine getirtiyordu o dönemde.

Bizim jenerasyonda mahallelerde herkesin bir kahramanı ve takma ismi vardı. Metin, Ali, Feyyaz, sonralarda Ferdinand gibi o efsaneleri içimizde yaşatırdık.

Rahmetli amcam da az kahrımızı çekmedi, Beşiktaşlılığımız babadan miras elbette ama amcamın da çok emeği var. Adana’dan sırf benim için gelir, maça götürür, akşamında Adana’ya tekrar dönerdi. Babam işleri dolayısıyla bizimle çok sık maçlara gelemezdi ama olsun baba yarısı amcam vardı, ölmeden önce oğluna Kartal ismini koyan Adana’nın en bıçkın Beşiktaşlı delikanlısı, benim kıymetlim.

Beşiktaş’ın Akaretler’de yer alan eski BJK kulüp binasının hemen yanında 56 adlı toprak bir saha vardı, dışarıdan bakıldığında daire görünümünde hatta apartman kapısından içeri bir giriyorsunuz arsadan devşirme toprak saha. Efsane Metin Tekin’i ilk orada görmüştüm, heyecandan dizlerim titremişti çünkü hayranı olduğum bir oyuncuyu görmenin verdiği mutluluk ve şaşkınlık tarif edilemezdi. Yıllarca tüm fotoğraflarını odamın dört bir yanına asar, her akşam onun gibi bir futbolcu olmanın hatta aynı takımda oynadığımın hayallerini kurardım.

İşte Beşiktaş Müzesi’nin böyle büyüleyici bir atmosferi var. Benim de 5 yaşında bir kız çocuğum var ve benimle beraber Beşiktaş’ı yaşıyor, gol olduğunda benimle sevinip mağlup olduğumuzda benimle üzülüyor. Hayatımda en çok istediğim şey kızımın Beşiktaş Voleybol Takımı’nda oynaması ve Milli Takım’a yükselmesi, dilerim bu hayalim kızımla gerçeklik bulur.

Yaklaşık 1 saat kadar kaldığım müzede baktığım her fotoğraf, her kupa, her forma, her futbol topu, her krampon hatta her posterde çocukluğumu tekrar tekrar yaşadım. Bizlere sunulan bu imkânda emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

Yazımı Metin Tekin’in bir sözü ile sonlandırmak istiyorum:

“Oğlumu tuttuğu takımı seçme konusunda tabii ki özgür bırakacağım. İster Beşiktaş’ı seçer, ister kara kartalı, isterse siyah beyazı.”

Siz de müzeyi ziyaret etmek isterseniz aşağıdaki bilgilerden faydalanarak ziyaretinizi planlayabilirsiniz:

Ziyaret gün ve saatleri

Ekim-Mayıs ayları arasında 10.00-18.00
Haziran-Eylül ayları arasında 10.00-19.00
Salı günleri 10.00-21.00

Müzenin kapalı olduğu gün ve saatler

Pazartesi günleri
Maç günleri, taraftarın stadyuma girişinden iki (2) saat önce müze kapanır.

Dini bayramların 1. günü ve 1 Ocak günü kapalıdır.

Giriş ücretleri

Tam 25 TL

İndirimli 15 TL (6-14 yaş çocuklar, öğrenci, 65 yaş üstü, 10 kişi üstü gruplar)

Ücretsiz (6 yaş altı çocuklar, Sarı Basın Kartı, FIFA ve TFF kartı, ICOM, MMKD kartları ile engelliler, gaziler, şehit ve gazi yakınları)

 

 

 

 

Yorum Yaz

Aşağıdaki formu doldurarak yorum bırakabilirsin. Kişisel bilgilerin başkalarıyla paylaşılmaz.

Yorumun gönderiliyor. Sayfayı kapatmamalısın.
Captcha

Yorumlar

Sultan ışık
27 Mayıs 2017 14:09
Yine güzele yönlendiren, okurken tebessüm ettiren şahane bir yazı... tavsiyeler yine kulağa küpe 👍🏻 Beşiktaş'la ilgili söylenecek çok şeyimiz her zaman var tabiki... ama özetlemek gerekirse ; Varsın olsun üstümüzden gitmesin keder siyah beyaz forman bize bir ömür yeter Beşiktaş'ım sevmişiz seni ⚽

Berk Çatay
26 Mayıs 2017 14:56
Güzelll :)