İkinci beynimiz bağırsak…

11 Temmuz 2018

1 görüntülenme

Değerli okurlarım Merhaba;


Beni tanıyanlar bilir, düzenli spor ile birlikte sağlıklı beslenmeye özen gösteren ve bu alanda kendini geliştirmeye çalışan biriyim. Sağlıklı beslenme ile ilgili yerli ve yabancı kaynakları araştırır, eğitimlerimde öğrendiğim birçok bilgiyi arkadaşlarımla paylaşmaktan mutluluk duyarım. Yaklaşık 1 yıldır bağırsak sorunlarıyla uğraşan biriyim. Bir yaz tatilinde almış olduğum bir bağırsak mikrobu sonrası düzensiz kullanmış olduğum antibiyotikler bağırsaklarımı olumsuz etkiledi. Bu yazımda sizlerle paylaşmak istediğim konu ikinci beynimiz olan bağırsakların hayatımızdaki önemli rolü.


Bağırsağın gıdalardan enerjiyi çekip çıkarmasının yanı sıra bağışıklık sistemimize fazlaca yarar sağlayıp iştahımızdan ruh halimize kadar birçok şeyi etkileyen, iki düzineden fazla hormon ürettiğini biliyor musunuz?


Ketçap, toz kahve kreması, bisküvi, kola, gazlı içecekler, şekerleme, katkılı meyve suları, hazır çorbalar, çikolata, pudding, hazır kekler, tüketiyorsanız üzgünüm ama nur topu gibi bir bağırsak hastalığı riskiniz var. Özellikle bu paketli gıdaların içerisinde bulunan aspartamın zararları saymakla bitmez. Sıfır kalorisi olan aspartamın bağırsakları olumsuz etkilemesi, ilerde Parkinson ve kanser hastalıklarına yakalanma risklerini de arttırmaktadır.


Kilo alma ile ilgili kaygılarınız varsa üzgünüm ama aspartamın şişmanlığa yol açtığını söyleyebilirim. İlginizi çekti mi bilmem ama ben garipsedim. Aspartamlı gıdayı alır almaz vücut beynimize şeker geldi emri gönderir ve o an insülin salgılanmasına yol açar. Ortamda şeker olmadığı için insülin kanda açlık şekerini düşürür ve karnınızın acıkmasına, fazla yemek yemenize dolayısıyla kalori almanıza sebebiyet verir. Peki sadece 1 kilo vermek için 7000 kalori yakmanız gerektiğini biliyor musunuz? Üstelik bu 7000 kaloriyi bir anda yakabilmeniz için 8 saat aralıksız koşmanız gerekli. 
Eğer vücudunuz henüz ana yemeğinizi sindirmeyi bitirmediyse beyniniz ‘’hala açım’’ ve ‘’ bir dilim pasta için daha yerim var’’ diye düşünebilir. Eğer öğününüzü yavaş yerseniz ve üzerine biraz zaman tanırsanız tatlı isteğinizin yok olduğunu görebilirsiniz. Benim sürekli uyguladığım ve tavsiye etmek istediğim yöntem ise içeceğiniz suya limon eklemek. Böylelikle iç organlarınızın temizlendiğini ve hücrelerinizin zenginleştiğini bilmenizi isterim.


Gluten, Çölyak, laktoz intöleransı, probiyotikler ve prebiyotikler; bu kelimeler sizlere tanıdık geldi mi? Tanımlarını yazımızın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.
Önceki yazılarımda da bahsetmiş olduğum önemli bir hatırlatma! Market alışverişlerinde ürün içeriklerine ve menşeine (üretimin hangi ülkeye ait olduğu) bakıyor muyuz? Yerli üretimleri nispeten biliyoruz ancak yabancı üretimler tamamen soru işareti. Bilinçli tüketim ve sağlık örgütlerinin diretmesiyle artık yumurtaların üzerinde 0 kodu olanların organik, 03 olanların ise kümes olduğunun yazılması; arz talep doğrultusunda keçi ve manda sütlerinin daha çok tercih edilmesi de ineklerin daha sık süt vermesi için hormon takviyesi ardından çabuk hastalanmamaları için antibiyotik yüklenmesi sebebiyle sütlerin katkılı olmasıdır. Lakin keçi sütleri yılda sadece 6 ay süt verebiliyorken günümüzde her daim raflarda günlük keçi sütü ile karşılaşmamız akıllarda soru işaretlerini barındırmaktadır. 


Çocukluğumuzda mahalle kenarlarında salatalık tezgahları olurdu. Anne ve babalarımızdan aldığımız haçlıklarla soyulmuş bol tuzlanmış salatalıklar yerdik. Hatta çoğu zaman kabuğunu soymadan yememiz gerektiği aslında bütün vitaminin kabuğunda olduğunu söyleyen büyüklerimiz vardı. Yıl 2018, şimdi ise bu bitkilerin kabuklarını soymadan tükettiğimizde 2 hafta gibi kısa sürede oluşması için takviye edilen bu katkıları vücudumuza istemsizce dahil ederek başta ikinci beynimiz olan bağırsaklarımızda ciddi hasarlara yol açmaktıyız. 


Gluten, buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunduğu gibi soya sosu şekliyle işlenmiş gıdalarda da bulunabilir. Gluten ekmeği lezzetlli yapan bileşendir ancak bazı kişiler için bağışıklık sisteminde bir reaksiyonun tetiklenmesine yol açabilir. Bu durum ağrı, ishal, şişkinlik ve bitkinliğe sebep olur. 


Çölyak hastalığı ise ince bağırsağın, GLUTEN adlı proteine karşı ömür boyu süren ve kronikleşen alerjisi, hassasiyetidir. Gluten diyeti yapmak istediğinizde çok dikkatli olmalısınız çünkü etiketinde glutensiz yazan birçok yiyecek daha lezzetli olmaları için bolca şekerli ve zararlı maddelerle doludur. Bu hastalığa sahipseniz bunu saptamanın en iyi yöntemi eliminasyon diyetidir. Yani size dokunan yiyecekleri deneme yanılma yöntemiyle hayatınızdan çıkartmaktır. Mayalı gıdalar, gluten içeren besinler ve süt ürünleri bazı kişilerde hassasiyet yaratabilir. İntöleransı veya hassasiyeti olan kişiler için bu besinler mutsuzluk kaynağıdır. Eğer bu tip gıdalar tükettiğinizde kabızlık, ishal, mide rahatsızlıkları gibi şikayetleriniz artıyorsa en kısa zamanda bir hekime başvurmalısınız. Ancak şu anda bu gıdaları tüketip herhangi bir şikayeti olmayanların ilerde bu rahatsızlığa yakalanma riskleri çok fazladır. 


Laktoz İntoleransı, ince bağırsakta başlayan oldukça yaygın bir diğer sindirim problemidir. Laktoz, sütte ve diğer süt ürünlerinde bulunan doğal bir şekerdir. Ben kahvemde süt tercih edeceksem laktozsuz olanı tercih ediyorum, hazımsılık ve şişkinlik yapmıyor. Laktoz intoleransınızın olup olmadığını yukarıda anlattığım gibi laktozlu ve laktozsuz sütü deneyerek anlayabilirsiniz. İleride bu rahatsızlıkları yaşamamak için ya da bu rahatsızlıkların belirtilerini taşıyorsak sakınmamız gereken bir takım yiyecekler var. Bunlar; şeker, yapay tatlandırıcılar, işlenmiş gıdalar ve antibiyotiklerdir. 


Probiyotik bakteriler bu öğeleri enerji kaynağı olarak kullanarak çoğalmaktadırlar; fermente yoğurt, peynir ve kefir. Prebiyotikler, sindirilmeyen ancak bağırsakta fermente olan ve kolondaki bakterilerin çoğalmasını ve etkinliğini olumlu yönde etkileyerek aynı zamanda bağırsak kolonun sağlığını da iyileştiren besin öğeleridir. Başta soğan, sarımsak, yer elması, muz olmak üzere sebzeler, tam tahıl ürünleri ve kurubaklagillerdir. 


Bağışıklık sisteminin minik savaşçıları. Bizim sağlığımız için savaş veren bu minik savaşçılar vücudumuzun neresinde savaşa hazırlanıyor? Cevabı çok basit: bağırsaklarda. O vakit ikinci beyin ile kastedilenin bağırsak olduğu konusunda hemfikiriz. Bu probiyotiklerin kullanımları mutlaka hekim gözetiminde olmalıdır. Süt, kefir ve turşu doğal probiyotiklerdir ancak alerji ve hassasiyet durumları gözetilerek tüketilmelidir.


Yaz tatillerinde genelde 5 yıldızlı, herşey dahil otelleri tercih ederiz. Ancak bu tür tesisler kalabalık kitleye hitap etmekle beraber sunmuş oldukları yemek hizmetlerinde hijyene önem vermeyerek gıdaların pişirilmesinde kullandıkları içerikler tamamen insan sağlığına zarar veren cinsdendir. Örneğin, iyi yıkanmayan salatalıklar ve açık büfelerde sergilenen yemekler her türlü mikroba açık davetiyedir.  Doktor kontrolü olmadan tamamen bilinçsiz tüketilen antibiyotikler bağırsaklarımıza ilerde büyük hasarlar vermektedir. 


Yukarıda bahsettiğimiz konuları toparlayacak olursak; aşırı sıcaklar, düzensiz beslenmeler, düzensiz kullanılan ilaçlar, dışarda yenilen yemekler sonrası vücudumuzda oluşan bir takım olumsuz değişiklikler ve tepkiler bir takım hastalıkların ön belirtileri olabilir. Hemen en yakın hekime başvurmakta fayda var. Kabızlık, ishal gibi durumlar asla ve asla hafife alınmamalı. Eskide kalan kötü örnekler sadece yaşanılan sıkıntıları halının altına süpürmekten öteye gidemez. ‘Ne gerek var şimdi doktorla kim uğraşacak”, “aman ya kötü birşey varsa”, “aman hiç uğraşamam, ishal de neymiş bir bardak kola içerim birşeyim kalmaz”, “ne o kabız mı aman ne olacak geçer, 1 tane muz yersem birşeyim kalmaz” gibi kötü örnekler vermek mümkün. Oysa sağlık şakaya gelmez. 

Sağlıklı beslenme (Glutensiz beslenme), spor, diyet, stresten uzak bir yaşam -“stress olmadan mümkün mü” dediğinizi duyar gibiyim-, doktor kontrolü, mümkünse fitoterapi (bitki ve gıda takviyesi uzmanı). Ben bu şekilde bu hastalıkla başedbildim, eski sağlığıma kavuştum. Siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim.

Sağlıkla kalın

Emre Turan

Yorum Yaz

Aşağıdaki formu doldurarak yorum bırakabilirsin. Kişisel bilgilerin başkalarıyla paylaşılmaz.

Yorumun gönderiliyor. Sayfayı kapatmamalısın.
Captcha

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunmamaktadır