Bir Fotoğrafçının Uzakdoğu Seyahati

14 Aralık 2016

434 görüntülenme

Murat  Büyükçolpan, 11 yıldır Vodafone’da çalışıyor. Müşteri Operasyonları ve Satış bölümünde, Çözüm Yönetimi ekibinde görev alıyor.  İş dışında en büyük tutkuları fotoğraf çekmek,  doğayla iç içe olmak, seyahat etmek ve yürüyüş yapmak. Hayattaki sloganı ise 'Yaşadığım anların kıymetini bilmek ve pozitif düşünceye sahip olmak'.

Murat Büyükçolpan, geçtiğimiz günlerde bir Uzakdoğu seyahati gerçekleştirdi. Biz Kuzey yarımkürede kış mevsimini yaşarken Murat ve arkadaşı Güney yarımkürede yaz mevsimini yaşamanın keyfine vardılar. Biz de seyahati hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Belgin: Kışın, yaz tatili yapılabilecek bir ülkeyi seçmek çok keyifli olmalı. Şirkete döndüğünde herkes seni kıskandığını söyledi mi? Uzakdoğu’da hangi ülke ve şehirleri ziyaret ettin?

Murat: Arkadaşlarım, gülerek bir çok defa kıskandıklarını dile getirdiler. Dilerim herkes bir gün gitmek istediği yerleri görme şansı yakalar.  Türkiye’de kış yaşanırken yazı yaşamak eşsiz bir deneyimdi. Uzakdoğuda tatil düşüncesi benim her zaman ilgimi çekmiş ve merakımı uyandırmıştı. Kuzeyden güneye, doğudan batıya, cennetten bir köşe birçok ada ve adacıkları, beyaz kumsalları, palmiye ağaçları, tropik meyveleri, yılan ve timsah şovları, fil safarileri, farklı inançları, sıra dışı tapınak ve ilginç ejderha motifli heykelleri yakından görmek ve fotoğraflama düşüncesi ile yola koyuldum. Bangkok, Phuket ve Kamboçya'ya gittim.

Belgin: Kaç günlük bir gezi programıydı? Turla mı gittin? Seyahat programını nasıl ayarladın?

Murat: Ülkemize çok uzak olduğu için 15 günlük bir gezi programı yaptım. Tura bağlı kalmak istemedim. Öncelikle gideceğim yerlerle ilgili nerede kalınır, yemekleri nasıldır, en güzel adaları hangileridir, bunlara nasıl giderim şeklinde araştırmada bulunup  notlar aldım.

Gezimiz boyunca aldığım notların işimi kolaylaştırdığını rahatlıkla söyleyebilirim, ayrıca Müdürümüz Burak Günay'ın daha önce gördüğü yerler oldugu için kendisinden öneriler aldım. 15 günlük müthiş hayat tecrübeleriyle dolu bir seyahatti.

Belgin:  Bangkok ile ilgili aklında neler kaldı?

Murat: Bangkok, ilk gittiğim şehir olduğu için, binlerce Uzak Doğulu çekik gözlü insanlarla bir arada onların ülkesinde olmak bile başlı başına özel ve farklı bir duyguydu. Budizm inancına sahip oldukları için her yer  tapınaklarla doluydu. Grand Palace tapınağını yakından görme şansı buldum, gerçekten görkemli ve farklı bir mimari anlayışla yapılmıştı, ibadet etme şekilleri en çok etkilendiğim anlar oldu. Floating Market, Bangkok'a giden herkesin muhakkak görmesi gereken enteresan bir yer.  Küçük bir nehir ve nehrin iki yakasında hayatlarını sürdüren insanlar… Nehrin üzerinde bir çok  Thai'li satıcının size hediyelik eşya ve tropikal meyve vb. satmak istediği müthiş bir yer. 20 dakikalık nehir üstünde sandallarla yolculukta eşsiz bir deneyimdi. Birkaç kilometre ötesindeki şehir pazarı da var, her halde dünyada bu şekilde başka pazar yeri yoktur diye düşünüyorum. Aktif kullanılan bir tren yoluna pazar kurulmuş ve tren geçerken insanlar çok hızlı bir şekilde eşyalarını topluyor,  tren geçtikten sonra arkasından tezgahlar tekrar kuruluyor, satış kaldığı yerden devam ediyordu. Bu inanılmaz görüntüyü şaşkın gözlerle  inanılmaz bir şekilde takip edip gülümsedik.

Belgin: Uzakdoğu mutfağını denedin mi? Eğer bir gün yolum Bangkok’a düşerse neler tatmalıyım?

Murat: Meyveleri çok lezzetli olduğu için onlarla beslendim diyebilirim. Merak edip dondurma tattım, çok lezzetliydi. Ahtapot ızgara gerçekten güzeldi. Muz ızgara da ilgimi çekti. Sokak pilavı yedim ama çok damak tadıma hitap etmedi. Hatta birçok yerde krallarının anısına ücretsiz pilav dağıtılıyordu. Ayrıca Phat Thai denilen sebzeli  yemeklerinden yedim, muhakkak tatmalısınız.

Belgin: Murat, fotoğrafçılık kulübümüz Vodart'a da üyesin, harika fotoğrafların var. Bangkok’da çocukların fotoğraflarını çekmiş ve çok güzel kareler yakalamışsın. Senin gözünden Bangkok’ta çocuk olmak nasıl?

Murat: Bence dünyanın her yerinde çocuk olmak çok güzel, belki de çocukluk en özel ve masum duyguların olduğu yıllar.  Çocukları çok seviyorum. Onları fotoğraflamak, hayat enerjilerini hissetmek, benim için gerçekten çok özel.

Belgin: Bangkok’tan sonraki durağın Phuket oldu, Phuket için aklında kalan anıların neler? Yeryüzündeyken cenneti gördün mü?

Murat: Phuket Adası,  bir dünya cenneti. Etrafındaki Phi Phi adalarından günlük sandal turlarıyla yakınındaki tüm adaları gezebilme şansını yakaladım. Bütün gün veya yarım günlük turlar şeklinde düzenleniyor. Hepsi  birbirinden güzel, beni en çok etkileyen adası ise izleyenler hatırlayacaktır Leonardo DiCaprio'nun oynadığı The Beach(Kumsal) filminin çekildiği adalardan birisi olan Maya Bay oldu. Bu adada arkadaşımla birbirimize şaşkınlıkla baktık ve güzelliğine hayran kaldık. 

Belgin: Phuket’te ne tür geziler ya da aktiviteler yapılıyor? Safari ya da timsah şovlarına katılabiliyor muyuz?

Murat: Dalıştan Jet Ski’ye, tekne turlarından parasailing’e kadar birçok aktiviteyi temiz plajlarda uygun fiyatlarla yapablirsiniz. Phuket etrafında gezilebilecek tapınaklar, manzara noktaları, tema parkları, şelaleler ve milli parklar bulunuyor. Ayrıca yakınlardaki mercan adaları, ünlü Phang Nga Milli Parkı ve Koh Phi Phi adası gibi doğa harikalarına günlük tekne turlarıyla rahatlıkla gidilebilir.

Phuket her kesimden doğa ve deniz tutkunları için görülmesi gereken bir cennet. Ayrıca yüzlerce balıkla aynı anda yüzmek ve maymun adasında maymunları elle beslemek çok farklı bir duygu. Orada kameramı kaptırmamak için korku doldu anlar yaşadım çünkü maymunlar alıp kaçabiliyorlar. Phuket'e gitmeden önce Bangkok Pattaya yolu üstünde yüreğimiz ağzımızda timsah terbiyecisinin şovunu izlemiştik.

Belgin: Yerel halkı nasıldı? Taylandlıları nasıl buldun? En belirgin özellikleri neler?

Murat: Yerel halkı çok güler yüzlüydü ama biz kralın öldüğü ve halkın yasta olduğu dönemde gittiğimiz için ülkenin %90’ı siyah kıyafelerle dolaşıyordu, bu çok ilginçti.  Fiziksel olarak çekik gözlü, esmer tenli ve minyon yapıdalar.

Belgin: Bangkok ve Phuket’ten hediyelik eşya olarak neler alabiliriz? Fiyatlar nasıldı? Mutlaka almadan dönmeyin diyebileceğin bir şey var mı?

Murat: Magnetler, anahtarlıklar, kolyeler, Buda heykelleri hediyelik olarak alınabilir. Fiyatlar pazarlık durumuna göre değişiyor.  Turist olduğumuz belli olduğu için çok yüksek fiyat söylediler ama pazarlıkla çok daha düşük fiyatlara hediyelik eşyalarımızı aldık.

Belgin: Kamboçya’ya da geçtiniz değil mi? Kamboçya ile ilgili aklında kalan anıların neler?

Murat: Kamboçya için en aklımda kalan inanılmaz güzellikte doğası ve Angkor Wat tapınağı oldu. Çok büyük ve göz kamaştırıcı 1000 yıl önce yapılmış bir tapınak. O şartlarda nasıl yapılmış dedirten bir yapı, insan hayrete düşürüyor. Tapınağın içinde ve dışında çok güzel fotoğraf kareleri yakalamak mümkün.

Belgin: Fotoğraf çekenler için Kamboçya ile ilgili önerilerin neler?

Murat: Kamboçya’da üç gün bulundum ve bu üç gün boyunca çok sıcak ve nemli bir hava vardı. Dünyanın neresinde olursak olalım en güzel fotoğraf çekme saatleri 17:00'dan sonradır.

Fotoğraf çekmek için Kamboçya’da hava erken karardığı için çok kısa bir zaman kalıyor  ben sabahtan akşama kadar hem gezdim hem de farklı karelerle tatilimi ölümsüzleştirdim diyebilirim.

Belgin: Kamboçya’da neler tattın? Bize Kamboçya mutfağı hakkında bilgi verir misin?  Fiyatlar oldukça ekonomik, değil mi?

Murat: Tayland'a göre fiyatlar çok daha uygun. Tayland mutfağıyla benzeşen mutfağa sahipler. 1,5 Dolar'a yediğim dragon meyveli dondurma hayatımda yediğim en iyi dondurmaydı diyebilirim. Akrep ve böcekler bazı bölgelerinde satılıyordu ama ben denemedim.

Belgin: Kamboçya’da insanlar nasıl?

Murat: Uzak Doğu'nun genel özelliği olan güler yüzlü insanlar burada da hakimdi. Nehir üstünde evlerde yaşayan yoksul ama mutlu insanlarla bir arada olmak o enerjiyi hissetmek inanılmazdı. Ayrıca trafik ışığı olmadığı halde yüzlerce motor, bisiklet,  araba ve tuktukların aynı anda trafikte olması ve hiçbir kaza görmemem ve korna sesi  duymamam şaşırtıcıydı.

Belgin: Kamboçya’dan hediyelik ne almak gerekir?

Murat: Hem Kamboçya hem Tayland tatili yapılacaksa Kamboçya ağırlıklı hediyeler almak daha uygun olacaktır. Çünkü Kamboçya çok daha ucuz bir ülke. Benim en çok ilgimi çeken hediyelik, duvara asılacak şekilde yapılmış ve içinde çeşit çeşit belki 30’a yakın böceğin olduğu hediyelik eşyaydı. Tabii ki ben bunu almadım ama ilgi çekici bir hediye olacağı kesin.

Belgin: Seyahatinizde güvenlik ile ilgili bir sıkıntı yaşadınız mı? Kapkaç, hırsızlık gibi olaylara dikkat etmeli miyiz?

Murat: Bangkok’ta başımıza bir olay geldi. Bir ara dinlenmek için bir parkta oturmuştuk elimde fotoğraf makinam vardı, aksiyon kameramı da arkadaşıma vermiştim biraz dinlendikten sonra yerimizden kalkıp farklı bir yeri görmek için 10 dakikalık bir yürüyüş yaptık.  Sonra fark ettim ki aksiyon kamerası yanımızda değildi. Kısa bir panikten sonra hemen oturduğumuz banka koştuk ve kamera yoktu. Oradaki görevlilere sorduk, kimse bilmiyordu bütün enerjimiz gitmişti çünkü içinde üç gündür çektiğimiz fotoğraflar ve video görüntüleri vardı.

Ne yapabiliriz diye düşündük, yakınında bir kamera tespit ettik ama derdimizi  kimseye anlatamadık. Sonra İngilizce bilen bir görevliye derdimizi anlattık ve kamera görüntülerini beraber izledik.  Bir kadının gelip kamerayı oturduğumuz banktan alıp bir arabayla oradan uzaklaştığını izledik. Kameralar plakayı tespit etmişti ve biz plaka bilgisini not alıp en yakın polis merkezine şikayette bulunduk. Bir saat sonra kameramızı alan kişi polis merkezine kamerayı elden teslim etti, biz çok mutlu olduk ve anılarımızda kötü bir şekilde yer edecek bu durumu mutlu bir şekilde sonuca kavuşturmuş olduk.

Belgin: Özellikle Uzakdoğu’ya seyahat edecek kişilere tavsiyelerin nelerdir? Nelere dikkat etmek gerekli? Seyahate çıkarken yanlarına ne almalılar? 

Murat: Dondurma ve meyveler çok güzel ama Uzakdoğu yemekleri  her damak zevkine hitap etmeyebilir. Bu yüzden  konserve ya da hazır çorba götürebilirsiniz. Daha önce giden kişilerden edindiğim bilgiler ve internet bilgilerine göre Uzakdoğu için bir aşı gerekmiyordu, ben de aşı olmadım.  Tavsiyem taksi şoförlerine kesinlikle dikkat etmeleri. Hem Tayland hem de Kamboçya'da kısa bir mesafe için bile inanılmaz yüksek taksi fiyatları istiyorlar, muhakkak pazarlık yapmalısınız.

Belgin: Muson yağmurlarına yakalandınız mı?

Murat: Muson yağmurları yoğun olarak Eylül-Ekim arası oluyor,  ben yağmurla sorun yaşamamak için Kasım dönemini seçtim. Phuket'te ada turunda Maya Bay'e giderken yağmura yakalandık, inanılmaz bir yağmur ve kara bulutlar görünüyordu. Bir anda hava açtı ve her yer yine cıvıl cıvıldı.

Belgin: İnsanların birbirlerine saygısı nasıldı?

Murat: Tayland'ta metro ve otobüsleri çok fazla kullanıp halkın arasında o dünyayı daha çok yaşamak istedik. Bütün yolcular inmeden kimse metroya binmeye çalışmadı. Toplu taşıma araçlarını çok kullanan biri olarak birbirimize bu saygıyı göstermiyoruz. Biz de umarım bir gün bu saygıyı gösterebiliriz.

Belgin: Vize konusunda bilgi verir misin?

Murat: Tayland, Türkiye’den vize istemiyor. Ülkeye pasaport kontrolü ile rahat bir şekilde giriş yaptık. Sadece Kamboçya havalimanında şehre giriş için 20 Dolar karşılığında bir evrak veriyorlar. Onu doldurup sıkıntısız bir şekilde ülkeye giriş yapabilirsiniz.

Belgin: Bu tatilin sana ne kattığını düşünüyorsun?

Murat: Bu tatilden sonra çok daha fazla anladım ki insanlara,  ülkelere ve hiçbir şeye önyargılı olmamalıyız. İnsanları dininden, dilinden, ırkından dolayı yargılamamalıyız.  Dünya farklılıklarıyla çok güzel…  Bu farklılıklar dünyamızı zenginleştirmeli; kavga ve nefrete engel olmalı. Gezdikçe daha çok anladım ki hayat sadece bizim küçük dünyamızdan ibaret değil.

Belgin: Murat katıldığın, anılarını ve güzel fotoğraflarını bizlerle paylaştığın için teşekkür ederiz.

Murat : Ben de teşekkür ederim. Herkese yeni yılda bol seyahat dilerim…

Sevgiler... 

Yorum Yaz

Aşağıdaki formu doldurarak yorum bırakabilirsin. Kişisel bilgilerin başkalarıyla paylaşılmaz.

Yorumun gönderiliyor. Sayfayı kapatmamalısın.
Captcha

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunmamaktadır