Ender Özgün ile Eğitim ve Kariyer

29 Haziran 2016

1834 görüntülenme

Vodafone Müşteri Değer Yönetimi Bölüm Başkanı Ender Özgün ile eğitim ve kariyer üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.Kendisine değerli görüşleri ve fikirleri için teşekkür ederiz.

Belgin: Ender Bey bize kendi eğitim ve kariyer hayatınızdan bahsedebilir misiniz?

Ender Özgün: Elbette. 1982 doğumluyum. Evliyim ve iki oğlum var. Genç evlendim, genç baba oldum, Efe ve Demir’in babasıyım. Genç anne baba olunca çocuklarla birlikte yaşayarak büyüyorsunuz. Dört senedir Vodafone’da çalışıyorum. Kariyerim boyunca hep pazarlama dünyasında çalıştım. Aslında eğitimim pazarlama üzerine değil. Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliği çift ana dal mezunuyum. Babam inşaat mühendisi olduğu için bu alana yönelmiştim. Okuldan sonra Manisa’ya dönerek baba mesleğini devralırım diye düşünüyordum. Ancak hayat her zaman insana planladığı şeyleri yapmaya izin vermiyor. Ağabeyim Kimya Mühendisi , O Manisa’ya döndü ve aile işlerini yapıyor. Ben de İstanbul’da hem işimi hem ailemi kurmuş oldum. 

Belgin: Peki sizce insan hayatında eğitimin önemi nedir? Eğitim nerede başlıyor?

Ender Özgün: Aslında buna tek bir isim koymak bence zor Belgin. Merak etme, öğrenme, yeni kabiliyetler kazanma, olgunlaşma ve tecrübe, sürekli kişisel gelişim gibi farklı adımlardan oluştuğunu düşünüyorum.  Benim hayatımda en fazla zaman harcadığım konulardan birtanesi eğitim ve gelişim oldu. Hatta bu yolculuk doğmadan önce başladı diyebilirim. Annem ilkokul öğretmeni. Her gün Manisa’nın uzak bir köyüne uzun yollar gidip geliyormuş. Doğmadan önce beni karnında okula götürmüş, doğduktan sonra kucağında. 3 yaşından sonrasını da ben hatırlıyorum.

34 yaşındayım ve 34 yılımın tamamı okullarda geçti diyebilirim. Doğduğumdan beri eğitimin içinde olmam sanırım içime işledi. 4 yaşlarımda en ön sırada oturup akşama kadar ders dinlediğimi hatılıyorum. Annem her gün ders çıkışında da bana bir etiket verirdi. Hatta ben adına "etik petik" derdim , o etiketler akşama kadar sınıfta uslu oturmam konusunda beni motive ederdi. Bu küçük yaşlarda eğitime duyduğum ilgi sonucu Boğaziçi Üniversite'sinde çift ana dal yaptım. Amerika’da bir değişim programına katıldım. Sonra pazarlama üzerine master yaptım, en son da Yeditepe Üniversite’sinde doktora yapıyorum.

Belgin: Hala eğitime devam ediyorsunuz. Vodafone’da mentorluk yapıyor musunuz?

Ender Özgün: Şu anda aktif olarak mentorluk yaptığım iki kişi var. Bu kadar eğitim hayatının içinde olunca, iç motivasyonlarımdan biri de insanların hayatlarını etkiliyor olabilmek. İnsanların hayatlarına kendi hedefleri doğrultusunda pozitif yön verebiliyor olmak benim hayat amacım.Bana gelen hiçbir görüşme talebini bugüne kadar geri çevirmedim. Bakalım bu röportajdan sonra ajandaları nasıl yöneteceğiz? Bana gelen kişilerle herhangi bir konuda hatta işle ilgili olmayan konularda hayata bakış açıcısı üzerine sohbet ediyoruz.

Belgin: Vodafone Red Academy’de Red Code’da eğitim veriyor musunuz?

Ender Özgün:Red Code’da daha önce eğitim vermedim ama çok güzel bir eğitim hazılıyoruz bu röportaj aracılığı ile bu haberi de vermiş olalım. Oksjijen gruptan Aziz, Segment ekibinden Derya ile birlikte Merak ve İnovasyon üzerine bir eğitim hazırlıyoruz. Adı I.D.E.A olacak (halen değişebilir). İnovasyon şirket kültürümüzün ve iş yapış şeklimizin parçası,bir de merak kısmını ekledik. Merak kişisel bir kabiliyet, kişisel bir olgu. Bu eğitimi hazırlarken oldukça titiz hazırlandık ve konu hakkında araştırmalar yaptık. İnovasyon ile bilgilere kolaylıkla ulaşabildik ancak merak ile ilgili çok bilgi yoktu açıkcası. Çok kaynağa başvurduk ve çok da kitap okuduk. Eğer meraklı bir insansanız ilişkileriniz de iyi oluyor. Meraklı insanların algısı da daha açık oluyor. Yine meraklı insanlar daha mutlu oluyorlar, daha fazla dopamin, mutluluk hormonu salgılıyorlar. Bu bilimsel olarak da kanıtlanmış. Nasıl vucüdun egzersizi spor yapmak ise  merakta beynin egzersizi. Beynini her türlü şarta hazırlamak istiyorsan, algılarını zorla, merak et ve beyninin hücrelerini çalıştır. Bildiğin gibi insanlar beynin bütün hücrelerini kullanmıyorlar, beyni olabildiğince etkin kullanmak için merak etmek, soru sormak ve algıların açık olması son derece önemli.

Belgin:Ben de oldukça meraklı biriyimdir, demek ki bu iyi bir özellikmiş. Peki Ender Bey mentilerinizle olan çalışmalarınızda onları nasıl yönlendiriyorsunuz ?

Ender Özgün: Şirketimizin Mentor- Menti programına göre  en az 12 kez  görüşme yapmamızı öneriyorlar. Mentor – Menti görüşmelerinde en önemli şey kişisel açıklık ve istekli olmak. Bir konu ile ilgili birşey öğrenmek istiyorsan bunu mutlaka başarabilirsin. Ben görüşmelerde Menti’nin ne kadar öğrenmeye açık olduğuna bakıyorum. Bazen de Menti’nin öğrenmek için beni zorladığını görüyorum bu durum da karşı tarafın ne kadar istekli olduğunu gösteriyor. Bir süre sonra ikili olarak enerjiyi yakalayabilirseniz, gerçekten de faydalı, sonuca odaklı şeyler yapılabiliyorsunuz. Mentor- Menti diyaloglarında mutlu olduğum bir anımı paylaşmak istiyorum. Daha önce mentörlük verdiğim bir arkadaşımızdan mailboxuma bir mail düştü. Mailde “Hatırlarsan seninle iki sene önce bunları konuşmuştuk, ben ondan sonra bunları yaptım, bunları başardım...” gibi detaylar vardı, belki benim payım bu yaşananlarda olukça küçüktü ama buna vesile olabilmek ve karşındaki kişinin de bunu hatırlayarak yıllar sonra teşekkür etmesi insana en büyük ödülü veriyor.

Belgin:Gerçekten de yıllar sonra hatırlanmak güzel. İnsanlara kişisel gelişim için önerileriniz neler olur ?

Ender Özgün:Kişisel gelişimle ilgili üç konunun önemli olduğunu düşünüyorum. Kişisel gelişime önem vermek, planlamak ve insiyatif almak. Bir örnekle anlatmak isterim bundan iki üç hafta önce seninle ve CBU COPs  Partner Management ekibi ile bir workshop gerçekleştik hatırlarsan. Herkes konusuna gayet iyi hazırlanmıştı, kendi projesi ile ilgili sayfalarca sunum hazırlamıştı. İçinde amaçlar, stratejiler ve tabiki planlar vardı. Ancak Mentorluk görüşmelerine girerken aynı düşünmeyi ve özeni kendimiz için gösteriyor muyuz? Kendimizle ilgili bir sayfalık planımız var mı?  Bu konunun çok kritik olduğunu düşünüyorum. Planlama ve hazırlık yapmak burada oldukça önem taşıyor. Nereye gitmek istediğimizi, bunun için hangi aksiyonları alacağımızı, akıcı ve ikna edici şekilde anlatabiliyor muyuz? Bu soruları herkesin kendisine sorması gerektiğini söyleyebilirim. Workshoplara hazırlandığımız gibi kendimiz için de hazırlık yapmalıyız. Bu hazırlık tek bir A4 kağıt ile yapılabilir, “Geçmişim ne? Önümüzdeki dönemde nerede olmak istiyorum, bunun için hangi aksiyonları alacağım? ve Tabiki Neden bunları yapacağım, hayat amacım ve değerlerim ne?" sorularına cevap aramalıyız. Hayatın tamamı sensin , en büyük projen belki sensin... “Bütün projeler için elli sayfalık power point sunumların var, peki kendin için bir sayfalık sunumun var mı ?” işte bunu kendimize sorabiliriz. Bu tabiki değişmeyen, statik bir plan değil. Bizimle berabere büyüyen bir plan olmalı. İlerledikçe, neredeyim, nereye gitmek istiyorum, neleri başarabilmişim şeklinde gözden geçirebiliriz. Bu kağıda yazdıklarınızın hiçbirini yapmasanız bile (ki yapacağınıza eminim), kendinizi daha iyi tanımanıza ve ifade etmenize yardımcı olacağını söyleyebilirim.

Belgin:Kişisel farkındalık hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Ender Özgün: Aldığım eğitimlerde ve yaptığım işlerde gördüm ki kişisel farkındalık liderliğin altında yatan en önemli unsur. İnsanın kendi yapı taşlarını bilmesi son derece önemli. Kişisel farkındalık çok kritik, senin ne olduğun , bunu yaratan sebepler neler, farklı ortamlar üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?

Tüm bu sorular kişisel farkındalığı oluşturuyor. İnsiyatif alabilmek de bence oldukça önem taşıyor. Kendi kariyer hayatımdan örnek vermek isterim. Kariyerdeki onbirinci senem, ilk yıl hazırladığım, yazdığım en az on mail vardır ancak o maillerin hiçbirini göndermedim. Cesaret edemedim. "Ben bu maili gönderecek kadar kıdemli miyim? Ben bu maili gönderirsem O ne düşünür ?" gibi gereksiz sorularla çekinmiştim. Bugün ise insiyatif alarak,cesur davranarak hareket etmek gerektiğini düşünüyorum. İki ihtimal olabilir; Aldığınız insiyatif başarılı olur, ilerlersiniz yada başarısız olur ve öğrenirsiniz. İkisi de olumlu aslında.

Belgin: Peki siz kariyerinizde istediğiniz yerde misiniz? Kariyerinizde tek bir şey değiştirecek olsaydınız neyi seçerdiniz?

Ender Özgün: Kariyer bana bir dalga gibi geliyor. Elektrik dalgalarını düşünün aşağı gider, yukarı doğru çıkar. Neyi değiştirmek isterdim sorusunun cevabı ise kariyerde aşağı düştüğüm dönemleri daha iyi yönetmek isterdim. Dalganın yukarıda olduğu zamanlar özgüvenimizin yüksek olduğu zamanlardır. Kariyerin en güzel dönemleri. Bence dalga aşağıdayken de kendi kariyerimizi iyi yönetmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Hata yaptığınızda öğrenmeye,ders çıkarmaya açık olmamız lazım.Kişisel iç motivasyona ve belki biraz aydınlanmaya ihtiyacımız olabilir. Unutmayın ki herkes bu dönemleri yaşıyor. İstisnasız herkes. Peki siz yaklaşan başarıya hazır mısınız? Hatalardan ders çıkararak, yine dalga örneğinde olduğu gibi hızla yükselişe geçmek hedefiniz olmalı.

Belgin: Kişisel gelişim için ne tür kitaplar okuyorsunuz? Tavsiyeleriniz nelerdir?

Ender Özgün: Biyografiler okumayı severim. Bana her anlamda insan yaşamları çok öğretici geliyor. Genelde büyük liderlerin kitaplarını okuduğunuzda hem kariyerlerini hem de hayatlarını öğrenebilirsiniz. Ben de ikisini birden yönetmeye çalışıyorum. Hem bir kariyerim var hem de kişisel bir hayatım eşim ve çocuklarım var. Steve Jobs’un biyografisini okudum çok öğreticiydi. Turgut Özal’ın biyografisini okudum , en son ise İshak Alaton’un biyografisini okudum. Tavsiye edebileceğim başka bir kitap da, Stephen R.Covey’in "Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı". Bu kitapta insanların yedi özelliğinden bahsediliyor, bu yedi özellikten bir tanesi ise “Start End in Mind”. Ben bundan çok etkilenmiştim. Kitapta Stephen Covey okuyucularına şunu öğütlüyor, “Diyelim ki 2035 Aralık ayında öleceksiniz, ölüm konuşmanızı kendinizin yaptığını düşünün. Ne soylerdiniz?  Dilerseniz gazeteye de kendi ölüm ilanınızı hazırlayarak verebilirsiniz.” diyor. Zor ama etkileyici bir örnek. Hayatınızı nasıl yönettiğinizi, değerlerinizi gözden geçirmenizi sağlıyor.

Belgin: Siz yazdınız mı peki Ender Bey? Bana biraz ürkütücü geliyor.

Ender Özgün: Bir kısmını evet yazdım. Ölüme kadar gitmedim ama 50 yaşıma kadar olan kısmını yazdım.

Belgin: 50 yaşınızda kendinizi nerede görmek istiyorsunuz ? Neleri yapmış olmayı hedefliyorsunuz ? Bizimle de paylaşmak ister misiniz ?

Ender Özgün: Bir üniversitede eğitmen olarak tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. Okuduğum üniversite Boğaziçi Üniversitesi olur umarım. Sosyal sorumluluk ile ilgili bir kurumun yöneticilerinden biri olmak istiyorum. Umarım Vodafone’da farklı  coğrafyalardan sorumlu bir yönetici olabilirim. Ailem için de güven kaynağı olmak istiyorum. Bu güven ile istedikleri yöne giderken onları desteklemek isterim.

Belgin: Ben de bu röportajdan sonra 50 yaşıma kadar neler yapmak istediğimi yazacağım. Peki sizce yöneticiler ekiplerinin gelişimlerine nasıl katkı sağlayabilir ?

Ender Özgün: Her ekibin farklı bir ruhu ve dinamiği var. Tek bir metodoloji uygulamak pek mümkün değil. Öncelikle o ekibin bir parçası olmak gerekiyor. O ekibin öğrenme dinamiği nedir ? Yaparak mı öğreniyor, eğitim alarak mı öğreniyor ? O ekibin ilgi alanları nelerdir ? Bunları bilmek ve anlamak gerekiyor. Yukarıdan aşağıya bir yaklaşım yerine, kendinizi o takımın içerisinde eritmek, katmak gerekiyor. Eğer bunu başarabilirseniz ekibin de gelişim alanlarını görme şansını yakalayabiliyorsunuz.Benim en çok uyguladığım yöntemlerden birtanesi  eğitim sorumluluğunu kendimin değil takımın almasını sağlamak. Takıma bir eğitim projesi oluşturuyoruz. Bu proje bizim aynı diğer ticari projelerimiz gibi iş planımızda, VGSM’de var. Customer Value Management ekibinde projemizin adı da Mahmut Hoca... Esra Aynacı yönetiyor programı. Konusu kendimizi geliştirmek. Esra bu süreçte ekipteki arkadaşları ile konuştu, bir yol haritası belirledi, HR ve Red Academy ekiplerimizle görüştü. Şimdi de kendi uzmanlık alanımzla ilgili bir kütüphane oluşturuyoruz. Eksiklerimizden birinin mecut kaynaklarla ilgili bilgi yetersizliğimiz olduğunu gördük. Ayrıca ekip içersinde kazanılan bilgilerin paylaşımına da önem veriyoruz.

Belgin: Paylaşımı nasıl gerçekleştiriyorsunuz ?

Ender Özgün :Şirketimizin de ilkelerinden biri olan Basit ilkesi ile hareket ederek aslında kişilerin en çok aklında kalan, ekibi ilgilendirebilecek konuları kısa mail ile paylaşmalarını talep ediyoruz. Bu şekilde eğitime giden kişiler de konuyu tekrar gözden geçiriyor, öğrenim süreci devam ediyor.

Belgin:Sizce eğitimde en başarılı ülke desem aklınıza neresi geliyor ?

Ender Özgün : Üniversitedeyken Amerika’ya gitme şansım oldu ve Amerikalı’ların eğitim sistemi içerisinde bulundum. İnsanlar doğduklarında kafalarında hiçbir bariyer, ön yargı yok. Bu yüzden dünyadaki en yaratıcı kişiler, çocuklar. Çocuklarımızı şekillendirirken de aslında hamurlarını bizler yoğuruyoruz. Ne yazık ki genellikle kalıplara sokuyoruz. Örnek vermek gerekirse ilköğretimini tamamlamış bir çocuğa  1,2,3 dedikten sonra ne gelir diye sorarasak, cevap olarak 4 diyor. Keşke önce soru sormasını sağlayabilsek. "Düz mü sayıyorsun ? Yoksa geriye doğru mu sayıyorsun? Yoksa ritmik mi sayıyorsun” gibi. O zaman 1,2,3 ‘den sonra 2 de gelebilir 7’de. Sorularla altında yatan sebebi bulması bence doğru cevabı bulmasından çok daha önemli .

Belgin : Peki siz ekibinize katılacak bir kişinin öncelikle eğitimine bakar mısınız ?

Ender Özgün: Açıkcası zor soru.Vodafone  çeşitliliğin yaşandığı bir kültür, insanları kalıplara sokmak doğru değil.Yaptığımız görüşmelerde adayalara eğitimlerde neler yaptığını soruyoruz, hangi üniversiteden mezun olduğunun yanında eğitim dönemini nasıl kullandığını, soruyoruz. Kişisel farkındalığı var mı ? Öğrenmeye açık mı ? Zamanı iyi değerlendiriyor mu ? Gereken kabiliyetleri almış mı ? sorularına cevaplar arıyoruz. Bizim ekibimizde de Türkiye’nin her üniversitesinden , her şehrinden kişiler var. Bence kritik olan bir nokta daha var, ekibin içerisine geldikten sonra da kişinin aldığı eğitim önem taşıyor. Eğitim üzerine bir yazı okumuştum , bir şirkette üst düzey bir yöneticiye “Eğitim verdiğiniz kişiler şirketten ayrılırlarsa , bu sizin için bir risk değil mi ?” diye bir soru sorulmuş. Güzel  bir cevabı var “Ya eğitim vermediğim kişiler şirkette kalırsa, bu daha büyük bir risk değil mi ?”

Belgin:Gerçekten de etkileyici bir cevap. Ender Bey bireyler olarak sürekli gelişimimize devam ediyoruz, siz yöneticiliğinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz ? Eğitimler alıyor musunuz? Sizin bir mentorunuz var mı ?

Ender Özgün: Evet benim de bir mentorum var hep de oldu. 4 sene önce Vodafone ailesine katıldıktan kısa bir süre sonra başladık mentörlük programına, bana çok faydası oldu. Özellikle kişisel farkındalık ve insiyatif alma konularında birlikte çalıştık. Bu vesileyle, buradan kendisine teşekkür etmek isterim. Ayrıca Vodafone’un global bir programı çerçevesinde, de mentörlük ve koçluk alanlarında destek alıyorum. Bu çerçevede çalıştığım Hollanda’da bir Vodafone yöneticisi var. 

Belgin:Harika, siz de böylece karşılaştırma yapabilme şansına sahip oluyorsunuz değil mi?

Ender Özgün: Evet, Hollanda’daki liderlik kabiliyetlerini neler ? Oradaki takımlar nasıl yönetiliyor ? Orada aranan özellikler nelerdir ?gibi konuların üzerinden geçiyoruz. Vodafone’un önünde bir mozaik var, biz de Türkiye olarak bir parçasıyız ve yetenek olarak da içerisinde üst sıralarda bulunmayı hedefliyoruz.Vodafone Türkiye, dünyanın önde gelen araştırma, danışmanlık ve eğitim şirketlerinden Great Place to Work Enstitüsü tarafından Türkiye’de  “En İyi İşverenler” yarışmasında 2014 yılında 2 ödüle birden layık görüldü. “501+” çalışan sayısı kategorisinde dördüncü olan Vodafone, “Çeşitlilik (Diversity)” kategorisinde de özel ödülün sahibi olmuştu. Vodafone hem dünyada hem de Türkiye’de çalışanlarının gelişimine önem veren bir şirket ve emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz.

Belgin: Eğitimde dijitalleşme için neler düşünüyorsunuz ?

Ender Özgün: Dijitalleşme şu anda insan hayatını etkileyen en önemli değişim. Vodafone olarak biz de dijitalleşmeye öncülük ediyoruz. Dünyada dijital bir devrim var, Türkiye’de ise bu dijital dönüşümün çok daha hızlı olduğunu buna bağlı olarak daha dramatik sonuçları oluşturduğunu düşünüyorum. Türkiye artık akıllık telefon kullanımında ve data kullanımında en üst sıralarda yer alıyor. Geçen sene Boğaziçi Üniversitesi Dijital Dönüşüm dersini Vodafone olarak biz verdik. Üniversitenin en popüler ve en yoğun ilgi gören derslerinden biri oldu.Yine başka bir örnek Vodafone Red  Alaçatı Balıkçılık Turnuvası’nın sponsoru. Dijital dönüşümün bir parçası olarak Dijital Balıkçılık Turnuvası düzenledik.Yarışmanın kuralları bile değişti, tüm tekneleri dijital olarak takip ettik. Eğitimde de dijitalleşme son derece önemli,Red Academy Mobil Uygulaması ile dijital öğrenme deneyimi bizleri bekliyor. Ben kullanmaya başladım,  çok da memnunum.

Belgin: İş hayatınızın dışında neler yapmaktan hoşlanırsınız ?

Ender Özgün: Hayatta farklı rollerimiz var. Mesela benim için Bir baba,  bir yönetici, arkadaş çevremde bir rolüm var. Katıldığım bir eğitim, bu rollerin sayısını beş ile sınırlamanızı öneriyordu. Ben de spor tarafındaki rolümü masa tenisi olarak belirledim. Şirkette üç sene önce masa tenisi takımı kurduk. Masa tenisi yıllarca yapılabilen bir spor, bu sporda yaş önemli değil yıllarca devam edebiliyorsunuz.  Vodafone’dan güçlü bir masa tenisi ekibi ortaya çıkardık, haftada iki gün antremanlar yapıyoruz. Bu sene kurumlar arası masa tenisi ligine de katıldık. Katıldığımız ilk sene de, İstanbul’da şampiyon olduk.  Gelecek sene, Türkiye şampiyonasında derece hedefliyoruz.

Belgin: Ender Bey , değerli katılımınız için çok teşekkür ederiz. Çok keyifli bir röportaj oldu.

Ender Özgün : Ben de teşekkür ediyorum herkese bol eğitimli günler diliyorum. 

Yorum Yaz

Aşağıdaki formu doldurarak yorum bırakabilirsin. Kişisel bilgilerin başkalarıyla paylaşılmaz.

Yorumun gönderiliyor. Sayfayı kapatmamalısın.
Captcha

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunmamaktadır