Röportaj

Murat Ekşioğlu ile Namaste

10 Kasım 2016

910 görüntülenme

Murat Ekşioğlu,17 yıldır Vodafone’da çalışıyor. Mevcut görevi Oksijen Genel Müdürlüğü. Argeci, amatör fotoğrafçı... Bu ilk röportaj denemesi, çok keyifli geçtiğini ifade ediyor.

Someshwaran Krishnamurty (şirkette tanındığı kısa ismi ile Somesh): 16 yıldır Vodafone’da. Yılların RAN (Radio Access Network: Radyo/Kablosuz şebekesi) kıdemli müdürü, en son Core Network (santral) Planlama kıdemli müdürlüğüne atandı.

Jatinjit Gujral (şirkette tanındığı kısa ismi ile Jatin): 16 yıldır Vodafone’da. En çok GSM şebekemizin yavaş yavaş data şebekesi haline geldiği dönemde PS Core (data) operasyon kıdemli müdürlüğü ile tanındı. En son görevi Teknoloji Kalite direktörlüğünde Network ve Servis Kalite kıdemli müdürlüğü.

Bu röportaj tamamen Türkçe gerçekleştirildi.


Karaköy’de bir Ağustos akşamında, bir Türk ve iki Hintli, karşımızda Ayasofya, güzelim İstanbul "Namaste" diyerek kadehlerimizi dostluğa,kaldırdık.

Namaste’nin anlamı birçok şekillerde açıklanıyor…
“İçimdeki Öz, içindeki Öz’ü selamlar…”
“Ruhum, Ruhunu onurlandırır.”
“İçsel Işığım, Işığını selamlıyor.”
“İçinde tüm evrenin hayat sürdüğü o kutsal yeri onurlandırıyorum.”

Birbirimizi bu akşam onurlandırdık, harika,keyifli bir röportaj gerçekleştirdik…

Murat: Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Somesh: Yaşım 39'dan fazla, bekarım.

Murat: Mesajı aldık.. Bunu bold olarak yayınlayacağız.Open-mouthed

Somesh: 2000 Ocak ayında Türkiye’ye geldim. İlk geldiğim sene maksimum 2 sene kalırım diye düşünmüştüm. 16 yıl oldu artık

 Ben Elektronik ve Haberleşme mezunuyum.İlginç gelecek ama iş hayatıma bir radyo istasyonunda DJ olarak başladım. 6 ay orada çalıştım. Hala dün gibi hatırlıyorum o geçen 6 ayı. Bu 6 ay içinde zaman yönetimini oldukça iyi öğrendim. Radyoda en önemli konuların başında zaman yönetimi geliyordu. Zaman eşittir paradır. Reklamlarda zaman için para ödeniyor, bu oldukça önemli. Sonrasında GSM sektöründe işe başladım, sahada çalıştım. Mumbai’yi sokak sokak biliyordum , baz istasyonları planlıyorduk ve kuruyorduk. Hindistan'da ilk cep telefonu kullanıcılarından biriydim.

Someshwaran Krishnamurty (Somesh)

Murat: Kısmetinizde demek 20 sene kalmak varmış…  Peki Jatin seni tanıyabilir miyiz?

Jatin:  Abi ben, yaşa maşa girmeyelim yav. Yani zaten sakallarıma aklar düşmüş yaşım ordan belli oluyor. Somesh gibi ben de Vodafone’da teknoloji bölümünde çalışıyorum. Ben daha önce gübre sektöründe çalışıyordum.

Murat: Türkiye’de değildi herhalde.

Jatin: Aslında gübre sektörü dışarda çok fazla bilinmiyor. Ben Elektronik mezunuyum ve üniversiteden sonra bu sektörde 1995 yılında işe başladım. Güney Hindistan’da oldukça bilinen bir firmada işe girmiş oldum. 9 ay gibi kısa bir süre çalışmama rağmen bu firmada işe girmekle iyi bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum.  Oldukça profesyonellerdi, iş yapış şekilleri verdikleri eğitimlerle farklıydılar.  Sonra ise Hindistan’da 2 farklı firmada çalıştım. Baz istasyonları kurulumlarından baştan sonra sorumluyduk. İlk GSM başladığında Hindistan’da konuşma ücretleri oldukça pahalıydı.

Murat: Ben de seni tanıdığımdan beri Teknoloji’de olmana rağmen iş yapış şeklinde Business Mind(D.N.: iş odaklı, ticari değerlendirmeye eğilimli)  düşünce tarzın fark ediliyordu. Peki Türkiye’ye nasıl geldin?

Jatin: 15 Kasım 1999 tarihinde Türkiye’ye gelecektik ancak Türkiye’de deprem olmuştu. Bu nedenle gelişimiz ertelenmişti. Türkiye’ye gelmeden önce 1999 yılında Türkiye ile ilgili internette çok fazla bilgi yoktu. O dönemde bulduğum bilgiler Türkçe idi. Google Translate de olmadığı için faydalanamadık. Belki şimdi garip geliyor ama o dönemlere, yakın geçmişe dönünce bunları yaşadığımızı fark ediyoruz.  Hatta yaşanan depremi Hint gazetelerinde de okumuştuk. Biz Türkiye’ye 5 kişilik bir grup olarak geldik ancak o grup içerisinden de kimseyi tanımıyordum.  Hepimiz havaalanında tanıştık , kimi IT’de kimi network tarafında çalışacağını söylüyordu.  Böylece ben de Türkiye’ye geleli 16 sene olmuş.

Jatinjit Gujral (Jatin)

Murat: Türkçe’yi nasıl ve ne kadar sürede öğrendiniz? Türkçe öğrenmek zor muydu?

Somesh: Ben Hindistan’da güneyden geliyorum, Jatin ise Kuzeyden geliyor.  Türkçe bazı kelimelerdeki vurgular Hindu diline çok benziyor. Hindistan’da ben 6 dil anlayabiliyor ve konuşabiliyordum.

Murat: Ne kadar güzel bir zenginlik. Çok dil bilen insanları gerçekten taktir ediyorum. Kültürlü ve açık görüşlü insanlar oluyorlar.

Jatin: Bizde bir deyim var: “Ne kadar dil biliyorsan o kadar gözün var demektir.” Türkiye’ye geldiğimin ertesi günü kahvaltıda 'peynir' kelimesini duydum, "Aaa bizde de peynir deniliyor," dedim. Tabii biraz daha telaffuzu farklı.

Somesh: Jatin’in söylediği gibi bazı kelimeler Türkçe ile benziyordu. Benim de aklıma gelen 'pilav' kelimesi. Türkçe’yi öğrenmenin en kolay olmasının nedenlerinden biri de Latin alfabesinin kullanılıyor olması idi. Farklı bir alfabede öğrenmek daha zor olurdu. Yine “Avukat, hekim” gibi kelimeler bizim dilimizde benzer kelimeler. İlk 6 ay sadece dinliyordum. Bize 2-3 ay ders vermişlerdi, o derslere katılmıştık.

Jatin: Biz Türkçe öğrenmek istiyorduk. Neden öğrenmek istiyoruz? Çünkü bekarız.Tongue out  Bizim ilk sorumuz şu oluyordu: “İngilizce biliyor musun?” Türkçe öğrenmek için bir motivasyona ihtiyacımız vardı.

Tabii ki şaka bir yana sosyalleşmek için yaşadığmız ülkenin dilini öğrenmemiz gerekiyordu.  Çok sabırlı bir hocamız vardı, Tamer bey. Yıl 2000, “Bu akşam ölürüm beni kimse tutamaz” şarkısı sürekli kulağımıza geliyordu. Hocaya anlamını sorduk, bizim için İngilizce’ye çevirdi. Sınıfta 30 Hintli bu şarkının sözlerini Türkçe öğrenmiştik, birbirimize bakıp söylüyorduk oldukça komikti.Open-mouthed

Murat: Oldukça güzel anılarla Türkçe’yi öğrenmişsiniz. Daha önce yaşadığınız şehirler İstanbul kadar büyük müydü? İstanbul’da yaşamak nasıl?

Somesh: Ben  Bengaluru'da yaşıyordum. Nufüsü 1.5–2 milyondu. Mumbai ise oldukça farklı, kozmopolit bir şehir, biz Mumbai’ye “Uyumayan şehir” diyoruz. İstanbul’a geldiğimde de aslında çok benzer olduklarını gördüm. İstanbul da her zaman canlı bir şehir.

Jatin: Murat sen hiç Hindistan’a gittin mi?

Murat: Hayır gitmedim, hangi mevsimde gitmeliyim? Mutlaka gideceğim, çok istiyorum.

Jatin:  Ağustos hariç hava her zaman güzeldir. Ne çok sıcak ne çok soğuk. Ben asker çocuğuyum.  Bu nedenle farklı şehirlerde büyüdüm ama anne ve babamın aldığı kararla okulumdaki son 6 sene sabit kaldık. Babam dolaşmaya devam etti. Annem ve kardeşimle biz Yeni Delhi’de yaşadık.

Yeni Delhi’nin nüfusu 18 milyon ve Hindistan’ın başkenti. Benim orada yaşadığım dönemlerde ise nufusü 5- 6 milyon civarındaydı. Hindistan’dan Türkiye’ye geldiğimde bana kültür oldukça tanıdık geldi. Örneğin Hindistan’da aile yapısı olukça kuvvetlidir. Akraba ilişkileri önemlidir. Benim teyzem,amcam,dayım da benim kariyerim ile ilgili bir sürü yorum yapar.  Sen de saygı duymalısın. Bizim kültürümüzde büyüklere saygı duyulur. Türk kültüründe de aynı şeylerin olduğunu gördük. 

Somesh: Yağmurda fotoğraf çekmeyi seviyorsanız özellikle Muson zamanı gitmelisiniz. Haziran ayının  ikinci haftası  başlar ve yaz sonuna, eylüle kadar devam eder. Sürekli yağmur yağar. Şehir temizlenir.

Murat: Hindistan ile Türkiye arasındaki önemli farklardan biri de din ve dilin çeşitli olması değil mi?

Jatin: Bizde her 50 km’den sonra yemek değişir. Her 200 km’den sonra dil değişir. Hindistan’da resmi olarak 24 tane dil bulunuyor.  Hindistan’ın nufüsü 1.2 milyar. Dünyanın en kalabalık 2. ülkesi.

Somesh: Türkiye’yi gezdiğim gibi ben Hindistan’ı gezmedim. Türkiye’de ise Doğu  hariç her yeri gezdim.  Gittiğm yerlerde çadır kurmayı tercih ediyorum. Tabii bazen çadır kurduğumda o bölgede yaşayan kişilerin farklı tepkileriyle karşılaştım.

Murat: Senin ajan olduğunu düşünmüş olabilirler mi?

Somesh: Sanırım, arabayla gidiyorum, çıkarıp çadır kuruyorum, fotoğraf makinam ile fotoğraf çekiyorum ve üstelik Türkçe konuşuyorum. Hepsini yan yana konunca ilgi çekici olabilirim tabii.

Jatin: Yaşadığımız bir sürü farklı hikaye var. Bir gün Adapazarı’nı geziyoruz. Bir dükkana girdik birşeyler bakıyoruz, dükkan sahibi ile Türkçe konuşmaya başladık.  Yaklaşık 10-15 dakika Türkçe sohbet ettik. Dükkan sahibi sonunda “Sen nasıl Türkçe biliyorsun?” diye sordu. Ben de o anda “Aaa sen bilmiyor musun Hindistan’da Türkçe konuşuluyor.” dedim.  Dükkan sahibinin o andaki yüzünün ifadesini görmeliydiniz. Bir başka gün eşim ve ben yurtdışında Londra’da günlük gezi otobüsünde oturuyorduk. Arkamızda da tesadüfen iki Türk kız oturuyordu. Birbirlerine sevgililerini anlatıyor ve dertleşiyorlardı. “Ne yapayım bırakayım mı onu?” diye arkadaşına sordu. Arkadaşı da “Ne gerek var, adam zengin.”  dedi. Hepsini anlıyorum, hatta bir ara arkamı dönüp “Bence de bırakmamalısın,” demeyi düşünmüştüm.

Somesh: Benim de başıma benzer bir olay Las Vegas’ta geldi. Vegas’ta  bir Türk arkadaşımla buluştuk, sizin örf ve adetlerinize göre öpüşmek oldukça doğal. Biz de arkadaşım Eray ile birbirimize selam verdik ve öpüştük. Herkes bize bakmaya başlamıştı.

Jatin : Benim için de Türklerin bu öpüşme geleneğine alışmak biraz zor oldu. Biz öpüşmüyor, Nameste yapıyoruz. Kelime anlamıyla Namaste; ‘Seni saygıyla ve hürmetle selamlarım,’ demektir. Namaste genellikle başparmak göğsüne yakın hafif bir yay ve avuç içi dokunmadan ve parmaklar yukarı bakacak şeklide  birbirine ellerin bastırılmasıdır.

Murat: Hindistan’ın nerelerini gezmeyi tavsiye edersiniz?

Somesh: Güney tarafından gezmeye başlayabilirsiniz. Hindistan’ın güneyi oldukça yeşil. Ormanlık alanları fazla. Güney tarafında kaplanlar var. Kerala’da filleri, geyikleri  görebilirsiniz. Bir çevre yolu ormanlık araziden geçiyor bu nedenle akşam 18:00’dan sabah 06:00’ya kadar kapalı. Gündüz de bir anda duruyorsunuz önünüzden yirmi otuz tane fil geçiyor. Bazen de geyiklerin hızlıca koştuğuna tanık olabilirsiniz. Otantik bir yer. Ben burayı Karadeniz’e benzetiyorum.

Murat: Hindistan’da çay içiliyor mu? İngilizler de çayı aslında Hindistan’dan öğrendiler, değil mi?

Somesh: Evet, içiliyor. Doğru İngilizler çayı bizden öğrendiler.

Murat: Atatürk zamanında 1928’li yıllarda Ziraat Mühendislerine çayın nerede yetiştirilebileceğine dair araştırma yaptırılıyor. Rize’nin uygun olduğu tespit ediliyor.  Ortam uygun olduğu için sonra Rize’de çay yetiştirilmeye başlanıyor. Osmanlı’dan gelen kültürde Türk kahvesi var ancak çay bulunmuyor.

Somesh: Bizde de kahve var. Özellikle Coorg diye bir yer, bu bölge oldukça güzel. İskender Hindistan’a geldiğinde orada kalmak istemiş. Hala onun soyundan gelen kişiler bu bölgede yaşıyorlar. Bu bölgede yaşayan insanlar oldukça uzun boylu, 2 metre diyebilirim. Sabah kahvaltıda da içki içerler. Saçları kıvırcıktır.

Solda Someshwaran Krishnamurty (Somesh), Sağda Jatinjit Gujral (Jatin)

Murat: Ben fotoğrafçı olarak mesela Hindistan’a özellikle de bu bölgeye gittim diyelim, tek başıma dolaşıyorum, bir sıkıntı yaşar mıyım? Güvenlik sorunu var mı? Araba kiralayabilir miyim?

Somesh: Evet gidebilirsin, bir sıkıntı yaşamazsın. Hindistan’ın Batı tarafında da Doğu tarafında da sahil var. En güzel fotoğrafları çekebilirsin. Güney tarafını eğer balık seviyorsan tercih edebilirsin.

Jatin: Himalayalar oldukça popüler ve herkes tarafından biliniyor ancak West Gards Dağları da önemlidir.

Somesh: Hindistan’ın güneyi oldukça farklıdır. Hindistan’ı gezmek için uzun zaman ayırmak gerekiyor. Sadece bir hafta Hindistan’ı gezmek için yeterli değil.

Murat: O halde sanırım kuzeyi için 1 ay, güneyi için 1 ay ayırmak gerekiyor.

Jatin : Murat, doğu ve batı tarafını unuttun. Gerçekten abartmıyorum en az 20 tane farklı ülke 1 ülke içerisine sığdırılmış gibi. Tarih kısmına baktığımızda da İngilizler gelmeden önce  500 farklı krallık vardı.  Kuzey, yazın gezmek için çok sıcak oluyor, genelde biz bile dışarı çıkmıyoruz. Bu nedenle Ocak Şubat Mart kuzey tarafını gezmek için en güzel dönemler.  Ancak bu dönemlerdeki sıkıntı da sis görülmesi. İlk yağmur Şubat ayının başında yağıyor. Yağmurdan sonra sis geçiyor. Mart ortasına gelindiğinde ise sıcaklık artmaya başlıyor.

Somesh : Ben de zaman konusunda bir iki ekleme yapmak istiyorum. Güney için Ekim ayından Şubat ayına kadar gezilebilir. Oldukça güzel bir zaman .

Murat: O halde yazın gitmek büyük hata olur diye anlıyorum.  Hindistan ile ilgili özlediğiniz şeyler neler?

Jatin: İlk aklıma gelen yemek. Şaka yapıyorum çünkü Türk yemekleri de biraz bizim yemeklerimize benziyor.

Murat: İlk günlerde Türk yemekleri ile ilgili sorun yaşadınız mı?

Somesh: Hayır ben öyle bir sorun yaşamadım. Türk yemekleri oldukça lezzetli ve güzel. Ben genelde kırmızı et yemiyorum balığı çok seviyorum, balık sevdiğim için de hiç sorun olmadı.

Murat: Hindistan’da zeytin yeniliyor mu?

Somesh: Sadece yenilebilir olduğunu biliyorduk.

Murat: İlk yediğiniz zamanı hatırlıyor musunuz?

Somesh: İlk zeytin yediğim zamanı hatırlıyorum, Bafa gölüne gezmek için gitmiştik. Orada denemiştim.

Jatin: Ben çok beğenmiştim.Özellikle yeşil zeytin bizim turşumuza benziyor.

Murat Ekşioğlu

Murat: Ben yemek konusunda muhafazakar biriyim. Kanada’da yaşadığım zamanlarda farklı ülke mutfaklarını arkadaşlarımızla deniyorduk özellikle Japon mutfağını denediğimde mahvolduğumu hatırlıyorum. Ben de Japon arkadaşlarıma zeytin tattırmıştım. İkisinin yüz ifadelerini hala unutmuyorum. Yüzlerindeki ekşime ifadesi gözümün önüne geliyor, ayıp olmasın diye çıkaramadılar da. Peki İstanbul’da yaşam nasıl? Nereyi seviyorsunuz?  Neler yapıyorsunuz ?

Jatin: Normal bir aile gibi boş zamanlarımızda çocuklarımızı farklı antremanlara götürmekle zamanımız geçiyor.  Haftasonu şoför oluyorum diyebilirim. Çocuklar Türkçe bilmiyorlar. Eşim biraz biliyor. Aslında çocuklarımın ikisi de İstanbul’da doğdu, Türkçe öğrenmelerini istiyorum. Ancak sitedeki çocuklar bizimkileri İngilizce öğretmeni olarak değerlendiriyorlar. Artık bir yerlere giderek tek başlarına Türkçe konuşarak alışveriş yapmalarını istiyor ve teşvik ediyorum. Memleket neresi dediklerinde artık çocuklar Türkiye mi desek, Hindistan mı desek diye düşünüyor ve arada kalıyorlar.

Somesh: Ben de espri amaçlı bazen Adanalıyım diyorum.Open-mouthed

Murat: Türkler olarak tipik özelliklerimiz neler? Aklınıza neler geliyor?  

Somesh: Bazen bir soruya başınızla cevap veriyorsunuz bunun evet mi, hayır mı olduğunu anlamakta zorluk çekebiliyorum. Ben de alışmışım Hindistan’a gittiğimde Hayır demek yerine başımı hareket ettirerek cevap veriyorum karşımdaki kişi de bakıyor.  Bir de Türkiye’ye ilk geldiğimde insanların çok sigara içtiğini fark etmiştim. Bu biraz rahatsız etmişti. Biz ilk 1 ay otelde kalmıştık sonra ev baktık. Levazım Etiler tarafındaydık, o kadar dik bir yokuştan indik ki , ben de ilk kez böyle bir dik yokuştan iniyordum açıkçası biraz tedirginlik hissetmiştim.

Türkiye’de eğlence kültürü ile ilgili de kısacık bir paylaşım da bulunmak istiyorum. Özellikle akşam dışarı çıktığınızda ve içkili bir mekana gittiğinizde şarkı çalmaya başlıyorlar. Ancak şunu söyleyebilirim ki son 17 senedir hep aynı şarkıları dinliyorum. Bazı şarkıların sözlerini ezberledim ben de söyleyebilirim. 

Murat: Benim anne tarafım Yanya göçmeni, bu nedenle Yunanistan’ı gezmeyi seviyorum. Atina’ya ve Yunan adalarına gittim, en son bu yaz Midilli’ye gittiğimde evlerin dik yokuşlara kurulduğunu gördüm. Fotoğraf çekerken  de 70-75 yaşlarında bir amcanın o dik yokuştan eve ulaşmaya çalıştığnı fark ettim. Bu sayede insanlar dinç de kalıyorlar.

Jatin: Benim dikkatimi çeken de Türkiye’de insanların “Günaydın, merhaba, teşekkür ederim, özür dilerim,” kelimelerini sık kullanmaları oldu. Ben Hindistan’da bu kadar çok “Günaydın” dediğimi hatırlamıyorum. Bence Türkler çok misafirperverler.  Yabancı insanlara da yardım etmeye çalışıyorlar.

İstanbul’a ilk geldiğimde her yere bakınca ev olduğunu görüyordum.  Tepe tepe üzerine evler kurulmuş. Ben Hindistan’da Yeni Delhi’de yaşadım ve düz bi şehirden geldiğim için bana bu görüntü olukça enterasan gelmişti. Nereye baksam ev görüyordum.

Murat: Katıldığınız için çok teşekkür ederiz, oldukça keyifli bir sohbet oldu, herkesin de keyifle okuyacağına eminim. Sizlere Türkiye’deki yaşamınızda hep güzel günler görmenizi diliyorum.

Somesh & Jatin: Biz de teşekkür ederiz, artık Türkiye bizim ikinci vatanımız oldu. Herkese selam ve sevgilerimizi iletiyoruz…


Fotoğraflar Murat Ekşioğlu'na aittir. Instagram’da whatisee.photo, Facebook'ta https://www.facebook.com/whatisee.kme/ (whatisee) adreslerinden kendisini takip edebilir, diğer fotoğraflarına da ulaşabilirsiniz.

01-19 Kasım tarihleri arasında FMV Galeri Işık'ta Tuz Gölü için çekilen fotoğraflarda Murat Ekşioğlu'nun da fotoğrafı yer alıyor.

Murat'ın fotoğrafı Vodafone Maslak ofisimizin yemekhane katında sergilenecek ve geliri ise bir öğrencinin burslu okuması için fayda sağlayacak. 

http://www.hurriyet.com.tr/fotografcilardan-tuz-golu-yok-olmasin-sergis-40265682

Ayrıca 19-24 Kasım tarihleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi'nde ödüllü fotoğraflar sergisinde Murat Ekşioğlu'nun da fotoğrafları yer alıyor, kaçırmamanızı tavsiye ediyoruz... 

Murat'ın ofis halinden selamlar& sevgiler 09.11.2016 

 

Yorum Yaz

Aşağıdaki formu doldurarak yorum bırakabilirsin. Kişisel bilgilerin başkalarıyla paylaşılmaz.

Yorumun gönderiliyor. Sayfayı kapatmamalısın.
Captcha

Yorumlar

ELVAN AKDAĞ
16 Kasım 2016 16:15
Güzel bir çalışma olmuş,tebrikler...

ÇİĞDEM ÖZAYDIN
14 Kasım 2016 11:36
Basarılarınızın devamını dılıyorum.Emegınıze ve yuregınıze saglık . Bilgilendirmeleriniz için teşekkürler. Yeni kültürler tanımak ve yaşamak , yaşatmak gayet güzel . Başarılarınızın ve yazılarınızın devamı dilerim :)))

İlknur ŞENTÜRK BİRİNCİOĞLU
12 Kasım 2016 13:54
Sohpetinizi severek ve merak ederek okudum , Hindistan ı merak etmişimdir inşallah gidip görmek nasip olur :)

Merve Nur Okan
11 Kasım 2016 11:49
Nameste; Onurlu Bir Yazı Olmuş Keyif alarak okudum.. Teşekkürler ; Murat , Somesh, Jatin :)

Ahmet Hilmi ŞENTÜRK
10 Kasım 2016 21:01
Başarılınızın devamını dilerim.

ebru alişan
10 Kasım 2016 17:40
ben yabancıların her zaman bizleri farklı bir acidan gözlemlediğini düşünüyorum tabi yabancı bir ülkeye gelip 16-17 yıl çalışmakta azim ister....

Serdar Aksoy
10 Kasım 2016 17:17
Başarılı bir çalışma olmus elınıze sağlık...

Gaye Bektemur
10 Kasım 2016 17:08
Okurken çokkk eğlendiğim ve bi o kadarda güldüğüm bir röportaj olmuş.. emeği geçen herkesin ellerine sağlık:)

Çiğdem Şahinbaş
10 Kasım 2016 16:57
Merhaba; Hep severek okumuşumdur gezi yazılarını. Bilgilendirmeleriniz için teşekkürler. Yeni kültürler tanımak ve yaşamak , yaşatmak gayet güzel . Başarılarınızın ve yazılarınızın devamı dilerim :)))

kübra belüren
10 Kasım 2016 16:52
Basarılarınızın devamını dılıyorum.Emegınıze ve yuregınıze saglık.Sızı tanımak guzeldı bızlerde okurken bırcok sey ogrendık devamını beklıyorum.Bızlerle paylastıgınız ıcın tesekkurler.