Selanik

2 Aralık 2016

172 görüntülenme

Nisan ayında oğlum ve ailemle birlikte Selanik’e gitmeye karar verdik. Üç günlük kısa bir geziydi ve bir günü de Kavala’ya ayırdık. Selanik – İstanbul arası karayolu ile 640 km. Sanki Türkiye’de başka bir şehire gidiyormuş kadar yakın. Ulusoy firmasının Selanik’e otobüs seferleri bulunuyor. 10 saatlik bir yolculuk sonrası Selanik’e ulaşmanız mümkün.

https://www.ulusoy.com.tr/bilgi-merkezi/yurt-disi-seferler/yunanistan

Kısa bir zaman diliminde, ben 10 saat yolculuk yapamam yorulurum diyenlerdenseniz uçakla da gidebilirsiniz. Pek çok havayolu şirketi Sonbahar- Kış mevsimi biletlerini promosyonlarla şimdiden satışa çıkardı. Son dakikakaya bilet almayı bırakmazsanız siz de çok daha uygun fiyatlarla çok daha farklı ülkelere seyahat edebilirsiniz. Benim Mart 2017 tarihine kadar alınmış biletlerim var...

http://www.turkishairlines.com/tr-tr/ucak-bileti/yurtici-yurtdisi-ucus-noktalari?departure=istanbul&continent=all&class=economy

Yunanistan’a ilk gidişim değildi, neredeyse tüm adalarını gezdim, Atina’ya gitmiştim . Ancak bu kadar yakın olmasına rağmen Selanik’e daha önce hiç gitmemiştim,oysa ne çok şey kaçırmışım. Selanik, İzmir’e çok benziyor ama ayrı bir havası da var. Nisan ayında gitmemize rağmen hava oldukça sıcaktı, adeta yaz gibiydi. Bize tarih kitaplarında öğretilen Yunan’lıların düşmanımız olduğu idi. Halbuki 40’ a yakın ülke , 40’a yakın millet gördüm ama bu kadar samimi ve bize bu kadar benzeyen insanları görmedim. Sanki bizden biri gibiler, Türk’lere asla düşman gibi davranmıyorlar, çoğu dilimizi biliyor. Coğrafyamız, yemek kültürlerimiz öylesine birbirlerine benziyor ki, dinlerimiz ve dillerimiz farklı olsa da, biz çok yakınız birbirimize, komşuyuz.

Havaalanından şehir merkezine 78 numaralı otobüs gidiyor, şehir merkezi ile havaalanı arasındaki mesafe 16 km. Bileti otobüs durağının önündeki bilet ofisinden alabiliyorsunuz. Oğlum Berk ile beraber otobüse binerek şehir merkezine doğru yola çıktık, O’na seyahat etmenin kurallarını , püf noktalarını şimdiden öğretmeye başladım. İlk sorduğu sorular “Hangi dili konuşuyorlar? Bayrakları ne renk ? Başkentleri hangi şehir ?” Otobüste durakların Yunan Alfabesi ile yazılı olduğunu farketti ancak ardından Latin alfabesi ile gelen İngilizce yazıları takip ederek ineceğimiz durağı buldu. Yol boyunca dizi dizi turunç ağaçları gördük, yeşil ile turuncu rengin buluşması öyle güzel görünüyordu ki...Şehrin havasını değiştirmişti. Her yer buram buram Ege kokuyordu.

Selanik, Yunanistan’ın Atina’dan sonra ikinci büyük şehri. 365 bin nufüsü var, Osmanlı ve Bizans imparatorluklarının ikinci önemli şehiri olarak altın dönemlerini yaşamış. Festivaller, hareketli yaşam tarzı ve sanat etkinlikleri sayesinde Selanik, Yunanistan’ın kültürel başkenti olarak tanımlanıyor. Şehrin en önemli üniversitesi Aristotales üniversitesi. Üniversite aynı zamanda Balkanların en büyük üniversitesi olma özelliğini de taşıyor. Selanik gezilecek üç bölgeden oluşuyor, Eski Şehir, Şehir Merkezi ve Sahil Yolu.Kısıtlı bir zamanınız olduğu için en çok görmek istediğimiz yerleri gelmeden önce çıkarmıştım. Göremediğim yerleri ise bir dahaki sefere saklıyorum, mutlaka yine Selanik’e gideceğim.

Aristotelous Meydanı

Otelimize yerleştikten sonra Aristotelous Meydanı’na gidiyoruz. Selanik’e ilk kez gelenler için iyi bir başlangıç noktası bu bembeyaz meydan. Aristotelous Meydanı Egnatia caddesi ile kordon arasında kalıyor. Egnatia Caddesi şehir merkezinde işlek ana cadde , bir çok mağaza, pastane,otel,hamam,camii ve parklar bu cadde üzerinde yer alıyor.  Egnatia, Ermou, Tsimiki, Mitropoleos birbirine  pararlel caddeler alışveriş ve gezmek için listenize bu caddeleri alabilirsiniz.

Egnatia caddesinden deniz kıyısına kadar uzanan Aristotelous meydanının palmiyeleri, beyaz binaları,canlılığı , kalabalığı , çeşit çeşit cafe ve restarurantları görülmeye değerdi. Meydanda sokak gösterilerine ve satıcılarına oldukça sık rastladık. Aynı Eminönü’nde olduğu gibi bu meydanda da kuş yemleri satılıyor ve kuşları dilerseniz besleyebiliyorsunuz. Deniz kenarında bulunan bu meydan Selanik’in Taksimi gibi . Meydan’ın batı tarafı denize açılıyor.

Aristoteles ya da kısaca Aristo, Batı düşüncesinin en önemli filozofundan biri sayılır. Fizik, gökbilimi, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir.Ünlü filozof Aristo, mermer bir kaide üzerinde, oturur vaziyette heykeli ile etrafı gözlüyor.

Aristo heykeline Berk çıkarak poz verdi.

Aristotelous Meydanı’na geldiğinizde Terkenlis pastanesini ziyaret etmeyi unutmayın , meydana yayılan çörek kokusu sizi kendine çekecektir. Bu pastane paskalya çörekleri ve tatlıları, pastaları ile oldukça ünlü. Meydanda sık sık simitçileri de  göreceksiniz. Yunanistan’da yaygın olarak tüketilen simide kuluri deniliyor.

http://www.terkenlis.gr/ENG/Stores.aspx

Atatürk’ün Evi

Selanik’e asıl gelmemiz nedenimiz ise Ata’mızın doğduğu evi görmek ve ziyaret etmekti.

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, Selanik-Langa bölgesindendir.Atatürk’ün doğduğu ev, günümüzde, Selanik şehrinin Aya Dimitriya mahallesinde, Apostolu Pavlu caddesindedir. Hemen bitişiğinde, Türk Konsolosluğu yer almaktadır.

Ev 1870 yılından önce, Rodoslu Müderris Hacı Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Atatürk 1881 yılında, bu evin, ikinci katındaki, sol tarafa düşen, ocaklı odada doğmuştur.

Ali Rıza Efendi, 1888 yılında ölünce, Zübeyde Hanım geçim masrafları nedeni ile, bu evden taşınmışlardır. Ev, bodrumu ile birlikte, üç katlı ve bir avlu içindedir.

Cumhuriyetin 10’ncu yıldönümünde (29 Ekim 1933 tarihinde); Selanik Belediyesi, Türk-Yunan dostluğu ve Balkan Konferansının bir hatırası olarak Atatürk’ün doğduğu evin çift kanatlı kapısının sağ  köşesine, mermer bir plaka yerleştirmiştir. Plakanın üzerine, Türkçe, Yunanca ve Fransızca olarak Atatürk’ün burada doğduğu yazılmıştır. Selanik Belediyesi daha sonra, evi, Yunanlı sahiplerinden satın almış ve Atatürk’e hediye edilmesini kararlaştırmıştır. Ev; ancak, 19 Şubat 1937 tarihinde boşaltılmış ve anahtarları Selanik Başkonsolosluğumuza teslim edilmiştir. 1950 yılına gelindiğinde ise, ev büyük onarım görmüş ve Atatürk Müzesi olarak tanzim edilmiştir. Müze: 10 Kasım 1953 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Müzeyi, resmi tatiller dahil, haftanın yedi günü, saat 10.00-17.00 arasında ücretsiz olarak gezebilirsiniz. Müze yıllık ortalama 20 bin ziyaretçiye sahiptir.

Beyaz Kule

Beyaz Kule "The White Tower" Selanik’in simgesi haline gelmiş. Günümüzde tarihî bir kule ve müze olarak, şehrin deniz kıyısında yer alıyor.Osmanl İmparatorluğu döneminde inşa edilmiştir.

Anlatılanlara göre Osmanlı İmparatoru II. Mahmut, bu kulede büyük bir Yençeri kıyımı yapmıştır. 1913 yılında Selanik tekrar Yunan egemenliğine girince, kulenin bu kötü şöhretini ortadan kaldırmak için beyaza boyandığı söylenir fakat zamanlar kule eski rengini kazanmıştır. Selanik’in en çok ziyaret edilen turistik yerlerindendir.

Beyaz Kule’den başlayan sahil yolu boyunca yürünebilir. Bisiklet kiralamak da bu uzun sahil yolunu gezmek için iyi bir seçenek. Çevresindeki çim alanda vakit geçirmek de oldukça keyifli. Akşamları insanların gece öncesi buluşma noktası olmuş durumda.

Beyaz Kule'ye yürürken sahil boyunca sıralanan kafelerde dikkatimizi günün her saati içilen Frappe çekiyor. Sütlü ya da sütsüz, şekerli ya da şekersiz tercih ederek soğuk kahveden yapılan Frappe’lerinizi sahil boyunda Ege’nin mavi sularına karşı yudumlayabilirsiniz.

Kulenin hemen yanından kalkan bot turlarının en ilginç özelliği bedava olması. Sadece içtiklerinizi ödeyerek 30 dakika süren tura katılıp kıyı şeridini denizden görebilirsiniz.Özellikle günbatımında şehri seyretmek oldukça keyifliydi.

Ladadika

Şehri dolaştıktan sonra yemek için tavernalar bölgesine doğru gidiyoruz. Laladika Bölgesi , arnavutkaldırımı sokakları ve yan yana sıralanmış sayısız mekanla eğlencesi bol hareketli bir yer... İstanbul’daki Nevizade gibi bir yer de diyebiliriz. Ayrıca bu bölgede Türk, İtalyan, İrlanda, İspanyol ve Yunan restoranlarını da yer alıyor. Gece boyunca Sirtaki ve Bouzuki keyfini Ladadika’da yaşayabilirsiniz.

Yunan mutfağı ile mutfağımız çok benzer. Liman şehri olduğu için deniz mahsulleri iyi bir seçenek olur.

Selanik tavernalarında masaları oldukça lezzetli mezeler süslüyor: Beyaz lahana salatası, midyeli pilav, tarama, ahtapot ızgara, domatesli, beyaz peynirli midye, kalamar dolması, üstünde bir dilim beyaz peynir olan çoban salata, domates, soğan ve sarmısakla pişmiş patlıcan, zeytinyağı ile tatlandırılmış yeşillikler, cacık, sardalye ızgara, üstüne bol zeytinyağı dökülmüş pancar, fava, kum midyesi, karnabahar, kabak kızartma, füme uskumru, zeytin çeşitleri, ekşi mayalı, kalın kabuklu ekmek,

Balıkların çok ciddi bir kısmının adı aynı. Barbounia tiganita, garides, kalamarika, kefali, barbuni iki kez okunduğunda ne olduğu anlaşılır yemekler. Ayrıca ahtapot ve karides gerçekten de oldukça lezzetliydi.

Eski Limanın karşısındaki sokaktan içeriye girdiğinizde ortasında çeşme olan meydanları göreceksiniz. Bu küçük meydanlardan birinde yer alan Full tou Teze’de boş bir masa bulup oturuyoruz. Masanın örtüleri çok ilgimizi çekiyor, kağıttan ve üzerinde haberler yer alıyor.

Sipariş almaya gelen garson bizim Türk olduğumuzu anlayınca arkadaşı Dimitris Lioupis’i çağırıyor. Dimitris Türkçe biliyor ve elimize Türkçe bir menü veriyor. Yemekler ve servis oldukça başarılıydı, mutlaka Selanik’de gidilecek yerler listenizin başında yer almalı. Fiyatların da oldukça uygun olduğunu belirtebilirim.

Adresi 3 Katouni Str. Ladadika – Thessaloniki

Agia Sophia Kilisesi

Kilise olarak kurulup sonradan camiye dönüştürülen bu yapı, şehrin en eski yapılarından biri olma ünvanını taşıyor ve Unesco listesinde yer alıyor.

İstanbul’daki Ayasofya Camii örnek alınarak yapılmış. Kilisenin içine ikonlar çizilmiş. Binanın planı Yunan haçı şeklinde ve Orta Bizans devri mimarisinin en iyi örneklerinden biri olduğu söyleniyor.

Selanik şehrini Sultan II. Murat 1430 senesinde Osmanlı Devleti  topraklarına katınca kilise camiye çevrilmiştir ve bir minare eklenmiştir. Şehir 1912'de Yunanların eline geçince o dönemki adıyla Ayasofya Camii tekrar, kiliseye çevrilmiştir. Minaresi yıkılmıştır.

Ayrıca Selanik için önerilerim

Tsimiski Caddesi, İstanbul Kadıköy yakasındaki Bağdat Caddesi’ne benziyor. Sağlı sollu bulunan mağazalarda alışveriş yapabilirsiniz.

Kamara Meydanı, Selaniklilerin buluşma noktası. Kamara’dan biraz yukarı çıktığınızda ise Osmanlı döneminden kalma Rotonda Camisini görebilirsiniz artık müze olarak kullanılıyor.

Rotonda Meydanı, Kamara’nın hemen yanında eski bir kilisenin önündeki meydan ve çevresi oldukça hareketli. Çevrede yine bir çok cafe, bar ve taverna da bulunmakta.
Agios Dimitrios Kilisesi, Yunanistan’ın en büyük katedralidir. Yangınlar sonucu tahrip olan kilise, 1948 yılında, tamamen aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. UNESCO tarafından, 1988 yılında Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Siz de benim gibi hareketli, gece gündüz yaşayan,tarih kokan, lezzet dolu şehirleri seviyorsanız Selanik'i mutlaka listenize alın. Selanik kalbimi kazanan şehirlerden biri oldu, bir gün yine mutlaka gideceğim. Keyifli seyahatler dilerim.

Yorum Yaz

Aşağıdaki formu doldurarak yorum bırakabilirsin. Kişisel bilgilerin başkalarıyla paylaşılmaz.

Yorumun gönderiliyor. Sayfayı kapatmamalısın.
Captcha

Yorumlar

Temel Buyukyazici
22 Temmuz 2016 07:42
Herzaman gitmek istediğim bi yer olmuştur Selanik. Bence güzel bi yazı olmuş.En çok merak ettiğim yerlerden biriside Atatürk'ün Evi olmuştu. Yazı sayesinde merakım biraz da olsa azalmış oldu . Teşekkürler...

Metin Erkmen
20 Temmuz 2016 12:58
Berk ile birlikte ne güzel bir tatil yapmışsınız ve çok güzel görünüyorsunuz maşallah :) Selanik'i de o kadar güzel anlatmışsınız ki en yakın zamanda gitmek istiyorum. Sevgiler