Sinemamız 102 yaşında hala çok genç ve heyecanlı...

14 Kasım 2016

169 görüntülenme

Doç.Dr. Nilay Ulusoy benim Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV ve Sinema bölümünden değerli arkadaşım. Lisans yıllarından sonra aynı üniversitede yüksek lisans da yaptık. Kendisi akademik kariyerine devam etmeyi tercih etti. Dünya Sinema Günü için kendisini Vodafone Bizden Size'ye konuk ettik. Bizler Türk Sineması'nı yazdı. 

Nilay, daha önce Vodafone Bizden Size'ye konuk olan Miss Turkey 2003 ikincisi, profesyonel manken Özge Ulusoy'un da ablası. Yenilikçi ve süprizlerle dolu olan Nilay, ünlü makyaj sanatçısı Fezi Altun'u Bahçeşehir Üniversitesi'nde Sinema ve Moda dersinde konuk edecek.

Nilay'ın yazısı ile sizi başbaşa bırakıyorum.

" Türk Sinema tarihi üzerine çalışan bir akademisyen olarak, 14 Kasım dolayısıyla yazacağım yazıyı elbette üzerinde hala tartışılan “ilk filmimiz” üzerine oluşturmak istedim. En başta sinemanın Anadolu topraklarına ne zaman geldiği hala tartışma konusu. Yıldız Sarayı’nda bir sihirbazlık gösterisi arasına mı sıkıştırılmıştı yoksa Osmanlı tebaası Polonyalı Sigmund Weinberg Fransız Pathe firmasının kameramanı olarak gelip doğrudan devlet makamından izin mi istedi pek çok ayrı kaynak farklı yorumlarda bulunuyor. Ancak ilk gösterinin Galatasaray’daki Sponeck Birahanesi’nde 1896 yılında yine Weinberg tarafından yapıldığı biliniyor. Üstelik ilk gösterilen film de yine sinema tarihinin ilk korku filmi olarak bilinen “L’Arrivée du Train en Gare de la Ciotat-Trenin Gara Girişi” olduğu da kesin. Daha sonra İstanbul’un değişik mekanlarında ama en çok hayal perdesinde Karagöz Hacivat oynatan kahvehanelerde hareketli gösterilerin halka sunulduğu bir gerçek. Bu nedenle biz Türklerin sinema ile ilişkisi biraz hayal biraz gerçek ama oldukça merak ve heyecan dolu olarak devam etmiştir. 

Biraz hayal biraz da gerçek dememin en önemli sebebi de her yıl “Sinema Günü” olarak kutladığımız 14 Kasım’ın sinema tarihindeki yerinden ileri gelmekte. 14 Kasım 1914’de Türk Sineması’nın ilk filminin çekildiği tüm tarih kitaplarında yazar. Aslında daha öncesinde Manaki Kardeşlerin Makedonya’da çektikleri 1911 yılından günümüze kalan belge filmleri mevcut. Ancak şu anki sınırlarımız içerisinde bir Müslüman Türk sinemacı tarafından çekilen ilk filmin, o sıralar Osmanlı ordusunda teğmen olan Fuat Uzkınay tarafından kaydedilen “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” isimli film olduğu sinema kitaplarında var ancak ne yazık ki filmin kendisi yok. Türkiye’nin ilk sinema tarihçilerinden Nijad Özön ve Türkiye’nin ilk sinema profesörü Alim Şerif Onaran’ın Türk Sineması üzerine kitaplarında bu filmi sinemamızın başlangıcı olarak belirtirler. Ancak sorun filmi izlemeye gelince çıkmaktadır. Üstünde Osmanlıca ismi yazan, kod numarası olan kutusunun o zamanlar Merkez Ordu Sinema Dairesi’nde bulunduğu ancak kendisinin kayıp olduğu Özön’ün kitabında değinilen bir meseledir. Türk Sineması’nın ilk filmi, ismi baki kendisi hayali olarak günümüze kadar gelen pek çok tartışmayı da beraberinde getirir.  Peki film nerededir?

Filmi izlediğinden bahseden çok az kişi var. Uzkınay’ın kızları Mualla ve Mutena Uzkınay filmi hiç görmediklerini söylerler sinema tarihçisi Burçak Evren’e. Rekin Teksoy ise filmin orduda pek çok defalar gösterildiğinden ancak Merkez Ordu Sinema Dairesi 1941 yılında Ankara’ya taşınırken kaybolmuş olabileceğinden bahseder. Yapımcı, yönetmen ve senarist Kunt Tulgar da ilginç bir anekdot olarak geçen sene Malatya Film Festivali’nde bana çocukluğunda bu filmi izlediğini aktarmıştı. Aileden sinemacı olan Tulgar, film deposunda çıkan yangında, bütün filmlerin yandığını, kurtarılabilecek gibi olanları izlemeye çalıştıklarını da anlattı. Yangından oldukça zarar görmüş bir filmi kontrol için senkrona taktıklarında önce bir kulenin görüldüğünü sonra kulede bir patlama meydana geldiğini ve sonra filmin bittiğini söyledi. “Film çok tahrip olmuştu, pelikülündeki gümüşü almak için filmi erittik” diyerek sözlerine de son verdi. Öte yandan böyle bir filmin hiç var olmadığından yani Uzkınay’ın abide yıkılırken filmi çekemediğinden bahsedenler de bulunmakta. Sonuç: film hala kayıp…

1977-78 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Ayastefanos yani şu anki ismi ile Yeşilköy’e kadar gelen, burada nispet yaparcasına bir abide diken Rus Çarlığı’na karşı savaşa giren Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı’nın ilk senesinde bu utanç anıtını yerle bir ederken bu anı peliküle kaydetti mi hala kesin olarak bilmiyoruz. Ancak her ulusun kuruluşunda efsanelere ihtiyaç vardır. Ergenekon Destanı, Dede Korkut Hikayeleri bir yana resmi tarihimizde Çanakkale Cephesi’nde başlattığımız ve Kurtuluş Savaşı ile devam eden Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kuruluş süreci var. Çok uluslu bir imparatorluktan bir ulus devlete geçen süreçte bazı temel taşlara, önemli tarihlere ihtiyaç vardır. İlk Türk filmi de böyle bir süreç içerisinde; üzüntü ve kırgınlıkla değil ama milli bir gurur ile hatırlanacak bir anın, genç bir subay tarafından, belki ufak aksaklıklarla ama büyük bir heyecanla kaydedilmesine ait bir hikaye ile anılmaktadır. Filmin kendisi kayıp olsa da üzerinde sürdürülen tartışmalar onu canlı tutuyor. Ben derslerimde “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı”ndan bahsettiğimde kendi fikrimi de öğrencilerime aktarıyorum. Ben bu filmin çekildiğini düşünmekten hoşlanıyorum. Kameraları ile anıtın yıkılmasını filme almaya gelen Avusturyalı film ekibinin bir kenara çekilip yerlerini hayatında ilk defa kamerayı kullanmanın verdiği heyecanla; onca gümbürtü, toz ve dumanın arasında titreyen elleri ile kaydeden genç subayın duyduğu heyecanı düşünmekten hoşlanıyorum. Ben sinemamızın 14 Kasım 1914’de başladığına inanmaktan ve günümüzde ise aynı hızla devam ettiğini düşünmekten hoşlanıyorum. Yılda yüzlerce film üretimiyle sinema salonlarını dolduran yerli filmlerimizin dünyada kendi izleyicisi tarafından en çok tercih edilen ülke sinemalarından biri olduğunu düşünmekten ve bununla umut ile gurur duymaktan hoşlanıyorum. Türk Sinemasına nice 102 . yaşlar dilerim…"

Doç.Dr Nilay Ulusoy aynı zamanda kardeşi Özge Ulusoy ile Life Style programında her Cuma haftanın vizyona giren filmlerini değerlendiriyor. Başarılarının devamını diliyor ve kendisine Vodafone Bizden Size'ye konuk yazar olduğu için teşekkür ediyoruz.

Yorum Yaz

Aşağıdaki formu doldurarak yorum bırakabilirsin. Kişisel bilgilerin başkalarıyla paylaşılmaz.

Yorumun gönderiliyor. Sayfayı kapatmamalısın.
Captcha

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunmamaktadır